10 yaşındaki kızım her gün okuldan hemen sonra banyoya kapanıyor ve bana sadece temizliği çok sevdiğini söylüyordu: Ancak bir gün gideri temizlerken orada tuhaf bir şey buldum ve kızımın bunca zamandır benden bir şeyler sakladığını dehşetle anladım

On yaşındaki kızım Emma, her gün okuldan döner dönmez çantasını kapının önüne fırlatıp doğruca banyoya koşuyordu. İlk başlarda okulun yorgunluğunu ve kirini üzerinden atmak istediğini düşünerek bu durumu pek önemsemedim; ancak bu durum her gün hiç aksamadan tekrarlanan katı bir kurala dönüştü. Benimle selamlaşmıyor, yemek yemiyor, yalnızca “Ben banyoya giriyorum!” diyerek kapıyı arkasından kilitliyordu. Bir akşam ona neden her gün eve gelir gelmez yıkandığını sorduğumda, yüzünde yapay bir tebessümle, “Sadece temiz olmayı seviyorum,” dedi; oysa Emma normalde temizlik takıntısı olan, kıyafetlerindeki lekelere dikkat eden bir çocuk hiç olmamıştı.

Bir hafta sonra banyonun gideri tıkanıp su geri tepmeye başlayınca durumun arkasındaki gizem aralandı. Plastik temizleme telini gidere sokup çektiğimde, saç telleri yerine sabunla kaplanmış tuhaf bir kumaş parçası çıkardım. Kumaşı yıkayıp temizlediğimde üzerindeki açık mavi kareli deseni fark ettim; bu, Emma’nın okul eteğinin kumaşıydı ve üzerinde kahverengi lekeler vardı. Bir çocuğun okul kıyafetini kesip parçalayarak gidere tıkması normal değildi; kızımın büyük bir aciliyetle banyoya kapanmasının arkasında temizlik sevgisi değil, bir şeylerin izini yok etme çabası yatıyordu.

Korku içinde hemen okulu arayıp kızımın bir kaza geçirip geçirmediğini veya bir yaralanma yaşayıp yaşamadığını sordum. Telefonun ucundaki sekreter derin bir iç çektikten sonra, “Bayan Miller, hemen okula gelebilir misiniz? Çünkü okuldan sonra çocuğunun sürekli yıkandığını söyleyerek bizi arayan ilk anne siz değilsiniz,” dedi. Duyduklarımla donakalarak hızla okula gittim; odada beni okul müdürü ve rehber öğretmen endişeli yüzlerle bekliyordu. Ortada bir şiddet ya da istismar vakası yoktu ama gerçek en az onun kadar ürkütücüydü.

Müdür, üst sınıftaki öğrencilerin gizli bir internet grubu kurarak küçük çocukları hedef alan tehlikeli bir oyun başlattıklarını açıkladı. Çocuklara her gün, farklı çoraplar giymek gibi masum başlayan ama sonradan banyoya kilitlenip süre tutmak, okul formasını kasıtlı olarak kirletip ailesinden gizlemek gibi tuhaf görevler veriliyordu. Görevleri tamamlayanlara puan verilerek “Seçilmişler” adlı özel bir gruba alınacakları vaat ediliyordu. Benim kızım da bu sanal grubun bir parçası olmak, akranları arasında dışlanmamak ve kendini “özel” hissetmek için her gün banyoya kapanıp bu emirleri yerine getiriyor, kanıt olarak da içeriden fotoğraflar gönderiyordu.

Emma odaya getirildiğinde suçlulukla gözlerini benden kaçırdı ve “Anne, bu sadece bir oyun, herkes o gruba girmek istiyordu. Reddedersen seni dışlıyorlar,” diye fısıldadı. On yaşındaki çocukların sırf bir gruba ait hissetmek için ailelerinden ne kadar büyük sırları saklayabileceklerini görmek beni derinden sarstı. Okul yönetimiyle birlikte o gizli grubu çökerttik ve Emma ile uzun bir siber güvenlik ve aidiyet sohbeti gerçekleştirdik. Kızım o günden sonra banyoya görev icabı kapanmayı bıraktı ve biz, çocukların sanal dünyadaki yalnızlıklarının ne kadar tehlikeli sonuçlar doğurabileceğini çok acı bir tecrübeyle öğrenmiş olduk.

Like this post? Please share to your friends: