Bir zamanlar çarpıcı güzelliğiyle hayranlık uyandıran 28 yaşındaki Malezyalı Farah Faizal, hamilelik döneminde görünüşünün ne kadar dramatik bir şekilde değiştiğini görünce şok oldu. Mutlu bir dönem olacağını umduğu an, aslında bir direnç sınavına dönüştü. Yüzü şişmeye başladı, cildi alışılmadık derecede hassaslaştı ve yüz hatları daha belirginleşti. Arkadaşları ve tanıdıkları bu değişim karşısında şaşkınlıklarını dile getirdiler ve sık sık hamilelik öncesi fotoğraflarına kıyasla ne kadar farklı göründüğünü söylediler.

Değişimler yavaş yavaş başladı. Farah ilk başta yüzünde kızarıklıklar ve küçük sivilceler fark etti. Ancak kısa süre sonra bunlar, günlük rutinlerini bile zorlaştıran ağrılı iltihaplanmalara dönüştü. Yüzü şişti, kırışıklıklar erken ortaya çıktı ve yüz hatları eskisinden daha sertleşti. Burnu ve kulakları bile daha büyük göründü ve bu da onu kendi teninde bir yabancı gibi hissettirdi.

Doktorlar, sorunun kökeninin nadir görülen, hamilelik kaynaklı bir rosacea türü olabileceğini öne sürdüler. Bu ciddi iltihaplı cilt rahatsızlığı bazen hormonal değişimlerle tetiklenir ve Farah’ın durumunda, bu durum onu yalnızca fiziksel rahatsızlıkla değil, aynı zamanda başkalarının sürekli bakışları ve istenmeyen yorumlarının yarattığı duygusal yüklerle de mücadele etmek zorunda bıraktı. Daha sonra bu dokuz ayı, acı ve özgüven kaybıyla dolu bir “kaos” olarak tanımladı.

Tüm bu süreçte, ona her gün hala güzel ve güçlü olduğunu hatırlatan eşinin desteği, etrafındaki çok az kişinin anlayabileceği bir rahatsızlığın fiziksel ve duygusal yüküne dayanmasına yardımcı oldu. Farah, zorlu yolculuğun üstesinden gelebilmesinin ana nedenlerinden birinin eşinin desteği olduğunu söylüyor.

Doğumdan sonra Farah, cildinin yavaş yavaş düzeldiğini fark etmeye başladı. Kızarıklık ve şişlik azaldı, iltihaplar kayboldu ve aynada eski halinin izlerini tekrar görmeye başladı. İyileşmesi devam ederken, ilerlemesi için rahatlama ve minnettarlık hissediyor. Farah için bu deneyim yalnızca fiziksel bir iyileşme değil, aynı zamanda dayanıklılığını yeniden keşfetmesi ve değişim karşısında gücünü kucaklamayı öğrenmesi anlamına geliyordu.