Genç iş adamı Kerem, o sabah hayatının en önemli projesini sunmak üzere merkez ofise doğru aceleyle ilerliyordu. Zihni tamamen yapacağı toplantı ve devlet yetkilileriyle görüşeceği detaylarla doluydu. Ancak sokağın köşesini dönerken, şiddetli yağmurdan korunmaya çalışan üç küçük çocuğun çaresiz hali dikkatini çekti. Başta sadece bir yardım eli uzatmak istese de, çocuklara yaklaştıkça kalbindeki huzursuzluk yerini büyük bir sarsıntıya bıraktı.
Yağmur damlaları yüzünden süzülürken Kerem olduğu yerde donakaldı. Karşısındaki bir erkek ve iki kız çocuğunun yüzleri, hafızasının derinliklerinde sakladığı o tanıdık ve acı verici anıları birer birer uyandırıyordu. Çocuklara biraz daha yaklaşıp isimlerini duyduğunda ise hayatının şokunu yaşadı; bunlar, yıllar önce annelerinden ayırdığı ve hırsları yüzünden irtibatını kestiği kendi öz çocuklarıydı.

Bir zamanlar lüks içinde yaşayan bu çocukların, şimdi sokak ortasında sahipsiz ve üşümüş bir halde durması Kerem’in kalbinde tarif edilemez bir suçluluk duygusu yarattı. Kaçırdığı yılların telafisi olmadığını biliyordu; ama o an çocukların soğuktan titreyen elleri ve korku dolu bakışları, her şeyin şimdi başladığını fısıldıyordu. Gururu ve iş hırsı, çocuklarının savunmasızlığı karşısında bir anda unufak oldu.
Kerem, elindeki şemsiyeyi çocukların üzerine tutarak onları şefkatle göğsüne bastırdı ve titreyen bir sesle, “Artık güvendesiniz, babanız burada,” dedi. Kariyerini ve o günkü büyük toplantıyı bir kenara iterek, çocuklarını ısıtmak ve karınlarını doyurmak için en yakın kafeye götürdü. Yılların ihmalkarlığından sonra, o an sadece çocuklarını yağan yağmurdan değil, kendi yokluğunun yarattığı o büyük boşluktan da korumaya yemin etti.

O gün ofisteki toplantı Kerem olmadan gerçekleşti ama o, hayatının en büyük imzasını çocuklarının kalbine attı. Kaybedilen zamanı geri getiremeyeceğini bilse de, o sırılsıklam sokak köşesi Kerem için bir son değil, gerçek babalığın başladığı yeni bir sayfa oldu. Artık onun için en önemli proje, evlatlarının yüzündeki o kayıp gülümsemeyi yeniden inşa etmekti.