Ailesi ondan yüz çevirdiğinde, Maria’nın önünde sadece tek bir yol kalmıştı: Nehrin ne kadar tehlikeli olduğunun farkındaydı, ancak karşı kıyıda onu nehrin korkunç akıntısından çok daha beter bir şeyin beklediğinden habersizdi

Maria’nın evlilik dışı bir bebek dünyaya getirdiğini öğrenen köylüler, hükmü saniyeler içinde verdi: Ya bebeği bırakıp kalacaktı ya da sonsuza dek gidecekti. Maria, kendisine sırt çeviren ailesine tek bir kelime bile etmedi. O gece en temel eşyalarını topladı, bebeğini göğsüne sıkıca bağladı ve büyüdüğü evi arkasında bıraktı. Önünde sadece üç yol vardı: tekinsiz bir orman, çıkmaz bir uçurum ve geçilmesi imkansız görünen hırçın bir nehir.

Şehre giden tek yol nehrin karşı kıyısından geçiyordu. Maria buz gibi suya adımını attığında, köylüler ve öz kardeşi kıyıda toplanmış ona beduallar savuruyordu. “Bu nehri geçersen artık bizim için ölüsün!” diye bağıran kardeşine dönüp bakmadı bile. Su beline ulaştığında akıntı devleşti, her adım bir ölüm kalım savaşına dönüştü. Tam o sırada karşı kıyıda, ağaçların gölgesinde kıpırtısız duran bir karaltı fark etti.

Karşı kıyıda bekleyen, köyde adı korkuyla anılan eski bir mahkumdu. Herkesin uzak durduğu bu adam, Maria’nın nehirden çıkmasını bekleyen bir cellat gibi görünüyor, bakışlarındaki gizem akıntıdan daha çok korku salıyordu. Maria tam o anda dengesini kaybetti; ayağı kaydı ve hırçın sular onu bebeğiyle birlikte yutmaya başladı. Kendi ailesi kıyıda sadece izlerken, Maria karanlığın içinde kaybolmak üzereydi.

O korkutucu yabancı, saniyeler içinde buz gibi suya atıldı. Akıntıya karşı devasa bir güçle ilerleyerek Maria’yı ve bebeğini son anda suyun yüzeyine çıkardı. Adam, onları güvenli toprağa taşıdığında Maria hala titriyor ve bu tehlikeli adamın ona ne yapacağını düşünüyordu. Adamın yüzündeki yara izi ay ışığında parlıyordu; ancak gözlerinde köydeki “ailesinin” bakışlarında olmayan bir merhamet vardı.

Yabancı, ıslak toprağın üzerinde nefes nefese yatan kadına bakıp alçak bir sesle, “Eğer izin verirsen, artık yanında yürürüm,” dedi. Maria o an anladı ki, onu asıl boğmaya çalışan nehrin suları değil, insanların acımasızlığıydı. Hayatını kurtaran bu “tehlikeli” adamla birlikte yeni bir geleceğe doğru ilk adımını atarken, artık arkasındaki karanlık geçmişe dair hiçbir korku taşımıyordu.

Like this post? Please share to your friends: