Michael, yeğeni Anna’yı ve yeni doğan bebeğini hastaneden eve götürmek için neşeyle yola çıkmıştı. Arabasında çiçekler, bebek koltuğu ve hediyeler vardı. Ancak hastane bahçesine girdiğinde gördüğü manzara karşısında kanı dondu: Anna, üzerinde sadece ince bir hastane önlüğüyle, çıplak ayak bir bankta oturuyordu. Soğuktan morarmış dudaklarıyla bebeğine sarılmış, boşluğa bakıyordu. Michael hemen ceketini çıkarıp yeğenine sardı ve onu arabaya taşıdı.

“Kocan nerede? Neden bu haldesin?” diye sorduğunda, Anna titreyen elleriyle telefonundaki mesajı gösterdi. Kocası Maksim’den gelen mesaj şuydu: “Daire artık bizim. Eşyalarını kapının önüne koyduk. Bizi unut, bu çocuğa ihtiyacımız yok.” Michael mesajı okuduğunda asıl korkunç gerçeği öğrendi: Anna hamileyken, kocası Maksim ile Anna’nın öz annesi gizli bir ilişkiye başlamış ve el birliğiyle genç kadını sokağa atmışlardı.
Michael, yeğeninin kendi öz annesi ve kocası tarafından böylesine aşağılık bir ihanete uğraması karşısında öfkeden bembeyaz oldu. Hiçbir şey söylemeden telefonuna sarıldı ve eski bir dostunu aradı. Bu dostu, zamanında hayatını kurtardığı, şimdilerde ise özel kuvvetlerde yüksek mevkide olan bir komutandı. Michael telefonda gayet sakin ama buz gibi bir sesle, “Borcunu ödeme vaktin geldi. Kız kardeşimin evine gidip o iki kişiyi oradan kazımanızı istiyorum,” dedi.

Yarım saat sonra, Anna’nın evinde zaferlerini kutlayan Maksim ve kayınvalidesi, kapıların ve pencerelerin aynı anda patlamasıyla neye uğradıklarını şaşırdılar. Özel harekat timleri içeri daldığında, çay içip mülk planları yapan ikili kendilerini bir anda yerde, namluların ucunda buldu. Hiçbir direnç göstermelerine izin verilmedi. Soğuk ve net bir emir kulaklarında çınladı: “Bu kıza bir daha yaklaşırsanız, dünyada kaçacak yer bulamazsınız.”

İhanet içindeki çift, yaka paça evden atıldı ve o günden sonra izlerine bir daha rastlanmadı. Michael, yeğeni ve bebeği için evi temizlettikten sonra onları ait oldukları yere geri yerleştirdi. Anna, amcasının adaleti sayesinde sadece evini geri almamış, aynı zamanda hayatındaki tüm zehirli insanlardan tek bir gecede kurtulmuştu. Artık bebeğiyle huzurlu bir geleceğe bakarken, adaletin bazen en sert ama en doğru şekilde yerini bulduğunu biliyordu.