Askerlerin gittiği barda bir adam üzerime bilerek su döktü ve ardından beni bilek güreşine davet etti; karşısındakini sıradan bir ev hanımı sanıyordu ama gerçekte kim olduğumdan ve neler yapabileceğimden tamamen habersizdi

Askerlerin uğrak yeri olan barda üzerime sıçrayan içecek, gri kıyafetlerimde koyu lekeler bırakırken sakince bekledim. Karşımdaki devasa yapılı adam, beni sıradan ve savunmasız bir kadın sanarak küstahça bir tavırla hatasını üzerime yıktı. Etrafındaki arkadaşları bu durumu eğlenceye vurup telefonlarını çıkarırken, o üzerime yürüyüp kolumu sıktı. Gözlerinde korku görmek istiyordu ama karşısında sadece derin bir sessizlik buldu.

Küstahlığını bir adım öteye taşıyan adam, beni herkesin önünde küçük düşürmek için bir bilek güreşi teklif etti. “Eğer kaybedersen her istediğimi yaparsın, kazanırsan diz çöküp özür dilerim,” diyerek kahkahalar attı. Beni her gün ağır market paketleri taşıyan bir ev hanımı sanıyordu. Sakinliğimi koruyarak teklifini kabul ettim; bazen insanlar, hayatın onlara sunacağı sert dersi bizzat kendileri seçerdi.

Masaya oturduğumuzda adamın eli devasa ve kendinden emin, benimki ise oldukça gevşekti. Başla komutuyla birlikte tüm gücüyle yüklendi, kalabalık o an zafer çığlıkları atıyordu. Ancak kolum bir milim bile oynamadı. Adamın yüzündeki gülümseme yavaşça kaybolurken, boyun damarları şişmeye, alnından terler boşanmaya başladı. O kaba bir kuvvet uyguluyordu, bense sadece doğru noktayı bekliyordum.

Hamle sırası bana geldiğinde, kontrollü ve sarsılmaz bir güçle bastırmaya başladım. Kalabalık bir anda sustu; az önceki kahkahaların yerini buz gibi bir sessizlik aldı. Adamın kolu, tüm çabasına rağmen yavaşça masaya yaklaştı ve sonunda sert bir sesle masaya çarptı. Yenilmişti. İnanamayan gözlerle bana bakarken, “Bu nasıl olur?” diye mırıldandı.

Elimi bir peçeteyle sakince sildim ve ayağa kalktım. Gözlerinin içine bakarak, “Bir özel harekat komutanıyla aşık atmaman gerektiğini öğrenmiş oldun,” dedim. Bardaki gürültü tamamen kesilmiş, az önceki o sahte özgüvenden eser kalmamıştı. Ceketimi alıp kapıya yönelirken arkamda bıraktığım tek şey, haddini bildirdiğim bir adam ve şaşkınlıktan donup kalmış bir kalabalıktı.

Like this post? Please share to your friends: