Aylarca Evimde Yabancı İnsanlara Katlandım; Kocam Hep ‘Onlar Benim Akrabam’ Diyip Durdu. Ama Bir Gün Bu Karışıklığa Bir Son Vermem Gerektiğini Anladım

Evim aylardır bir yuva değil, kocamın bitmek bilmeyen akraba ve arkadaş kafilesi için ücretsiz bir otel gibiydi. Kocam her seferinde “Onlar yabancı değil, biraz sabret” diyordu ama o “biraz” haftalara, hatta aylara yayılıyordu. Bir gece geç saatte işten döndüğümde, mutfağımı yine bir ziyafet sofrasına dönmüş, buzdolabımı ise tam takır kuru bakır buldum. Kayınvalidemin leopar desenli sabahlığıyla evimde kraliçelik taslaması ve kocamın yine onları savunması bardağı taşıran son damla oldu. Artık kelimelerin yetmediğini, kocamın gerçeği kendi teninde hissetmesi gerektiğini anladım.

Evi misafirlerden temizlemek için kimseyle kavga etmedim; bunun yerine kurnazca bir plan yaptım. Bir akşam kocama evin acilen tadilata girmesi gerektiğini ve bu süreçte dışarıda kalacağımızı söyledim. “Madem hepimiz bir aileyiz ve onca zaman bizde kaldılar, şimdi sıra onlarda” diyerek en yakın akrabalarını ve haftalarca koltuğumuzda yatan arkadaşlarını aramasını istedim. Kocam başta bu fikri sevse de, telefonun ucundaki sesleri duydukça yüzü asılmaya başladı.

Kocam sırayla herkesi aradı; ancak aylarca bizim ekmeğimizi yiyen o “can ciğer” akrabaların hepsinin aniden bir bahanesi çıktı. Kiminin evi çok küçüktü, kiminin çocukları hastaydı, kiminin ise misafiri geliyordu. Bizim evimizi kendi evi gibi kullananlar, bize kapılarını açmaya gelince birer birer sırra kadem bastılar. Kocam elinde telefonla kalakaldı; o güvendiği “büyük ailesinin” sadece çıkar birliği olduğunu ilk kez kendi gözleriyle gördü.

O akşam mutfakta tek başına oturan kocam, hayatım boyunca unutamayacağım o cümleyi kurdu: “Demek ki sadece bizim sırtımızdan geçinebilecekleri zaman ‘aile’ oluyormuşuz; bize ihtiyaç duyduklarında ise herkesin işi varmış.” Bu sessiz farkındalık, aylardır verdiğim tüm mücadeleden daha etkili olmuştu. Ne kavga ne de gürültü; kocamın kendi hayal kırıklığı, evimizdeki o bitmek bilmeyen istilayı bıçak gibi kesti.

Sonuçta o büyük tadilata girmedik, çünkü asıl tamir edilmesi gereken şeyi, yani evimizin sınırlarını zaten onarmıştım. O günden sonra evimiz tekrar bizim kalemiz oldu ve kocam bir daha asla “ama onlar akrabamız” diyerek özel hayatımızı başkalarına peşkeş çekmedi. Bazen birine gerçeği anlatmanın en iyi yolu, ona aynayı bizzat tutmaktır. Kendi huzurumu, kimsenin sahte nezaketine kurban etmemeyi bu şekilde öğrendim.

Like this post? Please share to your friends: