Büyükannemle baş başa büyüdüm; bana annemin ben bebekken öldüğünü, babamın ise hiç olmadığını söylemişti. Ona hep inandım. Bir gün hastanede yatan büyükannemi ziyarete gittiğimde, diğer hasta çocukların moralini düzeltmek için ev yapımı yıldız ve kalp şeklinde marshmallowlar dağıtmaya karar verdim. Çocuklarla şakalaşırken 40’lı yaşlarında bir hemşire yanıma geldi. Adımı söylediğimde yüzü kireç gibi oldu ve titreyen bir sesle, “Tanrım, bu sensin! 16 yıldır seni arıyordum,” diye fısıldadı.

Hemşire Diane, yeni doğan ünitesinde çalıştığı yıllardan beni hatırlıyordu. Elinde annemin beni tuttuğu eski bir fotoğraf vardı. “Kaydı mısın?” diye sorduğumda, “Annen ölmedi Ava, senin için geri gelmişti,” dedi. Dünyam başıma yıkıldı. Koşarak büyükannemin odasına gittim ve ona gerçeği sordum. Büyükannem önce inkar etse de sonunda omuzları çöktü ve itiraf etti: “Ölmedi ama seni hak etmiyordu. Kararsız ve düzensiz bir hayatı vardı, seni korumak için yalan söyledim.”

Büyükannem, annemin doğumdan sonra zorlanıp gittiğini, ancak ben hastaneden taburcu olmadan önce pişman olup geri döndüğünü anlattı. Fakat büyükannem ona güvenmediği için yetkililere annemin bakamayacağını söylemiş, onu benden uzaklaştırmış ve bana öldüğü yalanını uydurmuştu. “Senin iyiliğin için yaptım,” dese de artık bu sözlerin bir hükmü yoktu. Benim için kurduğu korumacı dünya, koca bir yalanın üzerine inşa edilmişti.

Diane araya girerek annemin o dönemde hayatını düzene sokmak için çabaladığını ama büyükannemin ona hiç şans vermediğini ekledi. Büyükanneme bakarken hissettiğim sevgi, derin bir hayal kırıklığıyla karıştı. “Beni korumadın, sadece gerçeği benden çaldın,” dedim. Büyükannemin ağlayarak özür dilemesine rağmen, artık onun çizdiği sınırların içinde kalamazdım. Hayatım boyunca “neden beni istemedi?” diye sormamam için söylenen bu yalan, aslında istenmiş olduğum gerçeğini benden saklamıştı.

Odadan çıkarken Diane’e dönüp annemi bulmama yardım edip edemeyeceğini sordum. Diane elimi tutarak elinden geleni yapacağını söyledi. Büyükannemi hala seviyordum ama artık kendi gerçeğimi arama vaktim gelmişti. 16 yıl boyunca inandığım her şey bir anda silinip gitmişti, fakat ilk kez hayatımın ipleri kendi elimdeydi. Artık başkasının anlattığı bir hikayeyi değil, kendi gerçek hayatımı yaşayacaktım.