“Bu arabayı satın almak istiyorum,” dedi yaşlı kadın. Satış temsilcisi ise alaycı bir gülümsemeyle, “Sefalet kokuyorsun,” diyerek onu galeriden kovdu. Ardından yaşananlar tüm mağazayı şoke etti

Lüks otomobil galerisinin cam kapısını yavaşça iten yaşlı kadın, üzerindeki eski ve yıpranmış paltosuyla içerideki pırıltılı dünyaya pek uymuyordu. Mağazadaki yeni araç kokusu ve pahalı parfümler arasında biraz şaşkın adımlarla ilerledi, parmaklarını bir cipin gövdesinde hafifçe gezdirdi. Onu ilk fark eden satış temsilcisi, kadının dış görünüşünden rahatsız olarak yanına yaklaştı ve kollarını kibirle bağlayıp ne istediğini sordu.

Yaşlı kadın alçak bir sesle, “Bu arabayı satın almak istiyorum,” dediğinde satıcının yüzünde küçümseyici bir gülümseme belirdi. Adam, yaşlı kadını tepeden tırnağa süzerek, “Bunu neyle ödeyeceksiniz? Bizim emeklilerle işimiz olmaz, zaten taksit süresini görecek kadar yaşamazsınız,” diyerek hakaretlerine devam etti. En sonunda ise tüm mağazanın duyacağı bir sesle, “Buradan gidin, üzeriniz sefalet kokuyor,” diyerek kadını kapı dışarı etti.

Yaşlı kadın, kendisine gülen diğer personelin bakışları arasında başını önüne eğdi ve sessizce dışarı çıktı. Ancak bu hikaye orada bitmedi. Sadece bir saat sonra, yolun hemen karşısındaki rakip galeriye girdi. Oradaki genç satış temsilci onu güler yüzle karşıladı, nazikçe sandalyeye buyur etti ve paltoyla örtülü dış görünüşüne bakmadan tüm sorularını sabırla yanıtladı. Kadın, genç adamın bu insani tavrından etkilenerek kararını verdi.

Yaşlı kadın çantasından nakit paraları çıkarıp masaya koyduğunda galeri çalışanları gözlerine inanamadı. “Bu araçtan üç tane istiyorum, torunlarım için,” dedi. Satış işlemleri hızla tamamlandı ve ertesi gün üç gıcır gıcır lüks araç, konvoy halinde galeriden çıkış yaptı. Onu kovan kibirli satıcı ise karşı binanın camından bu manzarayı izlerken, en öndeki araçta oturan yaşlı kadının vakur duruşuyla sarsıldı.

Galerinin sahibi, pişmanlık içindeki satıcının yanına gelip, “Görüyor musun? O satışı biz yapabilirdik,” dedi. “Ama sen karşındaki insanın dış görünüşüne bakıp ona değer biçmeye çalıştın.” Satıcı hiçbir şey diyemedi; konvoy gözden kaybolurken, yaptığı kibrin ve ön yargının kendisine ne kadar pahalıya patladığını ilk kez o an gerçekten anladı. Gerçek zenginliğin cüzdanda değil, karakterde olduğunu öğrenmek onun için en ağır ders olmuştu.

Like this post? Please share to your friends: