Doğumhanedeki kız kardeşimin yanına yetişmeye çalışırken yolda bebekli bir kadına para verdim; ama kadın aniden elimi tutup fısıldadı: “İçeri girme, birkaç dakika bekle.”

Kız kardeşimin doğum haberini aldığımda heyecandan yerimde duramıyordum. Hemen hazırlanıp bir oyuncak ayı ve çiçekler alarak yola koyuldum; yeni doğan yeğenimi görmek için sabırsızlanıyordum. Hastanenin giriş kapısına yaklaştığımda, kucağında bebeğiyle oturan, yorgun bakışlı ve eski paltolu bir kadın gördüm. Önündeki kutuya birkaç bozukluk atıp hızla geçmek istedim ama kadın aniden bileğimi kavradı. Gözlerinde garip bir kaygı vardı ve kısık bir sesle, “İçeri girme, sadece birkaç dakika bekle,” diye fısıldadı.

Önce kadının aklını kaçırdığını düşündüm ve elinden kurtulmaya çalıştım. Ancak bakışlarındaki o derin ciddiyet ve sarsılmaz kararlılık beni durdurdu; sanki görünmeyen bir tehlikeyi önceden hissediyordu. Kalbim hızla çarpmaya başladı, mantığım “git” dese de ayaklarım yere çivilenmiş gibiydi. “Sadece beş dakika,” diye tekrarladı kadın. O kısa süre içinde her şeyin normal göründüğü hastane bahçesinde beklerken, başıma geleceklerden tamamen habersizdim.

Tam beş dakika dolmuştu ki, hastanenin ana girişinden korkunç çığlıklar yükseldi. Kapılar büyük bir gürültüyle kapandı ve güvenlik görevlileri panik içinde insanları uzaklaştırmaya başladı. İçeriden gelen cam kırılma sesleri ve bağırışlar, az önce girmek üzere olduğum huzurlu doğumhanenin bir anda cehenneme döndüğünü haber veriyordu. O an, kadının beni neden durdurduğunu ve neyi engellemek istediğini dehşet içinde fark ettim.

Kısa süre sonra, cezaevinden kaçan silahlı bir grubun hastaneye sızdığı ve doğum servisini ele geçirerek kadınları rehin aldığı anlaşıldı. Hastanede büyük bir kaos yaşanıyordu ve ne yazık ki bazı kayıplar vardı. Eğer o gizemli kadını dinlemeyip içeri girseydim, şu an ben de o dehşetin tam ortasında, belki de hayatta olmayanlardan biri olacaktım. Kardeşim ve bebeği, şans eseri arka taraftaki güvenli bir odada saklanarak bu felaketten yara almadan kurtulmuşlardı.

Olaylar yatışıp polis kontrolü sağlandığında, beni durduran kadını teşekkür etmek için her yerde aradım ama o çoktan ortadan kaybolmuştu. Kapının eşiğinde dakikalarca durup, tanımadığım birinin uyarısıyla hayata nasıl tutunduğumu düşündüm. O gün anladım ki, hayat bazen bize en beklenmedik anlarda ve en sıradan görünen insanlar aracılığıyla mucizeler sunar. O beş dakikalık bekleme süresi, benim için sadece bir zaman dilimi değil, yeniden bağışlanmış bir hayattı.

Like this post? Please share to your friends: