Düğün sırasında damat gelinin duvağını açtığında, rahip aniden sert bir sesle şöyle dedi: “Törenin derhal durdurulması gerekiyor

Eski bir kilisenin mum ışıklarıyla aydınlandığı o muhteşem günde, Liliya ve Dmitriy’nin düğünü mükemmel görünüyordu. Davetliler fısıldaşarak törenin başlamasını beklerken, görkemli müzik eşliğinde Liliya koridorda belirdi. Yüzünü tamamen örten bembeyaz duvağı ve parıldayan gelinliğiyle sunağa doğru ilerledi. Sunağın başında bekleyen Dmitriy ise heyecandan titreyen elleriyle hayatının en mutlu anına hazırlanıyordu.

Rahip Feofan, törenin en can alıcı noktasında yumuşak bir sesle, “Dmitriy, gelinin duvağını açabilirsin,” dedi. Dmitriy titreyen parmaklarıyla ince kumaşı yukarı kaldırdığı an, kilisedeki hava bir anda buz kesti. Rahibin yüzü dehşetle kasıldı, gözleri fal taşı gibi açıldı. Koronun sustuğu o ölümcül sessizlikte rahip elini havaya kaldırarak, “Durun! Bu tören derhal kesilmeli!” diye bağırdı.

Şaşkınlıktan donakalan Dmitriy, “Peder, neler oluyor? O benim nişanlım,” diyebildi. Rahip Feofan, genç kadının yüzüne sanki eski ve karanlık bir anıyı geri çağırıyormuş gibi bakarak tüm cemaatin duyacağı bir sesle konuştu: “Ben bu kadını tanıyorum. Yıllar önce tam da bu sunakta, üzerinde yine böyle beyaz bir gelinlikle onu başka bir adamla evlendirmiştim. Kilise kanunlarımıza göre ikinci bir dini nikah kesinlikle yasaktır.”

Bu açıklama kilisede bir şok dalgası yarattı. Liliya’nın elleri buketi sıkarken başı öne düştü. Dmitriy, sanki ayaklarının altındaki yer kayıyormuş gibi bembeyaz kesildi. Genç kadın gözyaşları içinde, “Sana anlatmak istedim ama beni terk etmenden korktum,” diye fısıldadı. “İlk evliliğim bir kabustu, ondan kaçtım ve her şeyi unutmak istedim.” Ancak rahibin cevabı sertti: “Sen unutmuş olabilirsin ama kilise ve Tanrı asla unutmaz.”

Dmitriy, hayatını birleştirmek üzere olduğu kadına derin bir hayal kırıklığıyla bakarken bir adım geri çekildi. Rahip törenin bittiğini ilan edip sunağı terk ederken, davetliler arasındaki uğultu büyüdü. Liliya o an en büyük felaketin rahibin töreni durdurması değil, sevdiği adama karşı dürüst olmamanın getirdiği güven kaybı olduğunu acı bir şekilde anladı. Düğün, bir kutlama yerine yarım kalmış bir geçmişin hüzünlü enkazına dönüştü.

Like this post? Please share to your friends: