Düğün günümü aylarca büyük bir heyecanla beklemiş, gelinliğimden çiçeğime kadar her ayrıntıyı özenle planlamıştım. İlk saatler her şey hayal ettiğim gibi büyüleyici başlasa da, kocamın alkolün dozunu kaçırmasıyla gecenin rengi değişmeye başladı. Normalde son derece ciddi ve ağırbaşlı olan adam gitgide tanınmaz hale geliyor, her geçen dakika kabalaşıyordu. Sergilediği tuhaf hareketleri ve yersiz kahkahaları düğün heyecanına vermeye çalışsam da, gecenin ortasında abimle neredeyse kavga etme noktasına gelmesi içimdeki endişeleri iyice artırdı.

Gecenin en beklenen anı gelip çattığında ve muazzam düğün pastamız salona getirildiğinde davetliler alkışlarla etrafımızı sardı. Ben elimde bıçakla konuklara gülümseyerek pastayı kesmeye hazırlanırken, kocam arkamdan beni sertçe ve aniden ileriye doğru itti. Dengemi kaybederek yüzüstü pastanın üzerine, oradan da yerdeki krema yığınının ortasına düştüm. Saniyeler içinde aylarca emek verdiğim gelinliğim, saçım ve makyajım tamamen mahvolmuştu; ben yerde gözyaşları içinde acıyla çırpınırken, kocam başımda durmuş bunun “harika bir şaka” olduğunu söyleyerek kahkahalar atıyordu.
Gözlerimden yaşlar süzülürken salondaki bazı misafirlerin de ona katılarak gülmesi ve durumu büyütmememi söylemesi, kalbimi paramparça etti. O an, hayatımın en özel gününü böylesine aşağılık bir eğlence uğruna mahveden bir adamla asla bir gelecek kuramayacağımı anladım. İçimdeki derin kırgınlık aniden sarsılmaz bir kararlılığa ve buz gibi bir öfkeye dönüştü; yerden kalktım, yüzümdeki pasta kalıntılarını sildim ve salondaki herkesin duyabileceği net bir sesle, “En önemli günümü mahvettiysen, hayatımı da mahvedersin,” dedim.

Kimseyle ağız dalaşına girmeden, sesimi bile yükseltmeden takılan tüm altınları ve düğün hediyelerini topladım; ardından da evliliğin daha ilk gününde bittiğini ilan ederek o salonu sonsuza dek terk ettim. Benim bu ani ve kararlı duruşum karşısında kocamın yüzündeki o alaycı gülümseme bir anda donakaldı ve yaptığı hatanın büyüklüğünü anlayarak adeta anında ayıldı. Arkamdan gelmeye çalıştıysa da artık çok geçti; benim için o sayfa bir daha açılmamak üzere tamamen kapanmıştı.

Olaydan birkaç gün sonra, normalde birlikte gitmeyi planladığımız balayı seyahatine tek başıma çıkarak kendime unutulmaz bir tatil hediye ettim. Düğünde toplanan takılar ve nakit paralarla da kendime uzun zamandır istediğim lüks bir arabayı satın aldım. Saygısızlığı şakayla örtbas etmeye çalışan eski kocamı ise kendi yarattığı o utanç dolu enkazla baş başa bıraktım; çünkü hiçbir kadın, kendisine değer vermeyen bir adamın bencilce oyunlarına katlanmak zorunda değildir.