Eş, elbiseyi önce başka bir kadın giydiği için ölmedi; sonrasında avukat, kimyasal analiz ve korkunç bir soru çıkageldi: Bir insan her şeye konmak için ne kadar ileri gidebilir?

Arturo, eşi Mariana’ya şık bir kutu uzatıp “Bunu bu gece giymeni istiyorum” dediğinde sesindeki buz gibi ton genç kadının kanını dondurmuştu. Mariana, annesinden kalan eczane zincirini başarıyla yöneten, kendi halinde bir kadındı; 11 yıllık kocası Arturo ise ilk kez bu kadar pahalı bir hediye alıyordu. Kutudan zümrüt yeşili, göz alıcı bir elbise çıktı. Ertesi gün Mariana’nın görümcesi Cecilia kahve içmeye geldi ve elbiseyi görünce hayran kalıp denemek istedi. Ancak elbiseyi giydikten saniyeler sonra Cecilia fenalaştı, boğazı düğümlendi ve nefes alamayarak yere yığıldı. Mariana, kocasının da çok iyi bildiği tekstil boyası alerjisini hatırlayarak elbiseyi hemen çıkardı ve antihistaminik verip ambulans çağırdı. Doktorlar bunun kimyasal bir zehirlenme olduğunu söylediğinde, Mariana kutudaki fişi inceledi; Arturo’nun iş seyahatinde olduğunu söylediği gün Polanco’daki lüks bir butikten alındığını fark etti.

Mariana hemen aile avukatı Herrera’ya giderek durumu anlattı ve tüm mal varlığını koruma altına alan yeni bir vasiyet imzaladı. Avukatın yönlendirmesiyle elbise adli tıp analizi için laboratuvara gönderildi ve polise suç duyurusunda bulunuldu. Yapılan derinlemesine kimyasal analiz, elbisenin kumaşına Mariana’nın ölümcül alerjisi olan azo boyası ve formaldehit maddesinin satın alındıktan sonra, özellikle tenle temas eden yaka ve bel bölgelerine yoğun şekilde enjekte edildiğini ortaya çıkardı. Bu bir kaza değildi; Mariana’yı öldürmek için tasarlanmış korkunç bir tuzaktı.

Polis soruşturmayı derinleştirince Arturo’nun iki milyon pesodan fazla kumar borcu olduğu ve Laura Rivas adında bir imaj danışmanıyla gizli bir ilişki yaşadığı belirlendi. Köşeye sıkışan Laura, savcılıkta her şeyi itiraf etti: “Arturo borçları yüzünden bitmişti. Mariana ölürse tüm eczaneler ve ev ona kalacaktı. Alerjisini biliyordu. Elbiseyi alıp içini zehirli boyayla kaplamamı istedi, böylece herkes bunun doğal bir alerjik şok olduğunu sanacaktı.” Plan kusursuzdu ancak hesaba katmadıkları tek şey, görümce Cecilia’nın elbiseyi herkesten önce giyip Mariana’nın hayatını kurtarması olmuştu.

Dava üç ay içinde sonuçlandı; mahkeme salonunda suç ortakları birbirini suçlarken, sunulan kimyasal raporlar ve banka kayıtları ihaneti tescilledi. Arturo taammüden adam öldürmeye teşebbüs suçundan on yıl, sevgilisi Laura ise yedi yıl hapis cezasına çarptırıldı. Boşanma davası hızla sonuçlandı ve Arturo, Mariana’nın mal varlığı üzerindeki tüm haklarını kaybetti. Yaşadığı travmanın ardından eski evini satan Mariana, Coyoacán’da bol ışıklı yeni bir daireye taşındı. En büyük desteği ise abisinin ihanetiyle sarsılan ama Mariana’nın yanında kalan Cecilia’dan gördü.

Olaydan bir yıl sonra Mariana, eczane zincirinin dördüncü şubesini açtı. Açılışta annesinin fotoğrafının yanında, kendisine beyaz çiçeklerle gelen Cecilia’ya sarılırken gözleri doldu. Mariana bir daha asla zümrüt yeşili bir kıyafet giymedi; bunu korkudan değil, kendi değerini hatırlamak için süslü elbiselere ihtiyacı olmadığını anladığı için yaptı. Hayat ona en ağır dersi, en yakınındaki insanın sessizce ölümünü planlayabileceğini göstererek vermişti. Ancak bir kadın kendi sezgilerine güvenip hakkını aramayı seçtiğinde, en kusursuz cinayet planı bile bir elbisenin kıvrımlarında paramparça olabiliyordu.

Like this post? Please share to your friends: