Eve her zamankinden iki saat erken döndüm ve yatak odamızdan gelen garip sesler duydum: Önce eve hırsız girdiğini sandım ama tam o anda kocam, üzerinde hiçbir kıyafet olmadan yatak odasından dışarı çıktı

Eve her zamankinden iki saat erken döndüğümde, kapıdan girer girmez içimde tarif edilemez bir huzursuzluk hissettim. Normalde sessiz olması gereken evde, yatak odamızdan gelen boğuk sesler yankılanıyordu. İlk başta eve hırsız girdiğini sanıp dehşete kapıldım; kalbim yerinden çıkacak gibi atarken titreyen adımlarla koridorda ilerledim. Tam odaya yönelecekken kapı açıldı ve kocam tamamen çıplak bir halde karşıma çıktı. Ancak o an ne utanç duyuyordu ne de şaşkınlık; yüzünde sadece vaktinden önce gelmemin verdiği hafif bir rahatsızlık vardı.

Kocamın o halini görmek yeterince sarsıcıydı ama bakışlarım odanın içine kaydığında asıl şoku yaşadım. İçeride bir kadın görmeyi beklerken, yatağımızın tam karşısına profesyonelce yerleştirilmiş bir kamera düzeneği, tripod ve parlak ışıklarla karşılaştım. Odanın atmosferi bir yuvadan çok, soğuk bir film setini andırıyordu. Eğer yatakta bir başkasının olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz; orada gördüğüm şey bir ihanetten çok daha derin ve karanlık bir sırdı.

Neler olduğunu sorduğumda, kocam hiçbir mahcubiyet duymadan her şeyi birer birer anlatmaya başladı. Meğer aylar önce işinden kovulmuş ama bunu gururuna yediremediği için benden saklamıştı. Her gün işe gidiyormuş gibi evden çıkıyor, akşamları ise yorgunmuş rolü yapıyordu. Ancak asıl geliri, evimizi bir stüdyoya çevirerek internetteki yabancılara sattığı mahrem içeriklerden geliyordu. Üstelik bunu sadece para için değil, aldığı dijital beğenilerin verdiği garip bir hazla yapıyordu.

Yüzüme bakıp, “Bu sadece bir iş, kişisel bir şey değil; insanlar dürüstlük ve gerçeklik için para ödüyor,” dediğinde kulaklarıma inanamadım. Yıllardır paylaştığımız en mahrem alanın, binlerce yabancının gözleri önüne serilen bir ticari ürüne dönüştüğünü görmek beni paramparça etti. Benim için kutsal olan yuvamız, onun için sadece bir “içerik” mekanından ibaretti. Takipçilerinden gelen bağışlar ve beğeniler, benim güvenimden daha değerli hale gelmişti.

Hiçbir şey söylemeden arkamı döndüm ve o odanın kapısını sonsuza dek kapattım. O an anladım ki sadakatsizlik sadece başka bir tene dokunmak değildir; bazen sadakatsizlik, hayatını paylaştığın insanı yok sayıp onun mahremiyetini yabancıların beğenisine kurban etmektir. Kocam sadece beni değil, birbirimize duyduğumuz tüm saygıyı o kameranın merceğinde eritip yok etmişti. O gün o evden sadece iki saat erken gelmiş bir kadın olarak değil, her şeyi geride bırakmış özgür bir kadın olarak çıktım.

Like this post? Please share to your friends: