Evinde devasa bir piton besleyen genç kızın yılanı bir gün tuhaf davranmaya, yemek yemeyi kesmeye ve sahibinin beline dolanmaya başladı; genç kız daha sonra onun hakkında korkunç bir şey öğrendi

Evinde beslediği sarı lekeli dev pitonuna “Safran” adını veren genç kız, onunla adeta bir kedi ya da köpek gibi sarsılmaz bir bağ kurduğuna inanıyordu. Çevresindekilerin “O vahşi bir yırtıcı, dikkat et” uyarılarına kulak asmayan kız, yılanının kendisini sevdiğini ve asla zarar vermeyeceğini düşünüyordu. Ancak üç yıldır evcilleşmiş gibi görünen bu dev sürüngen, aniden yemeden içmeden kesildi ve geceleri teraryumundan çıkıp uyuyan sahibinin yatağına sokulmaya, boylu boyunca yanına uzanmaya ve genç kızın beline gevşek halkalar halinde dolanmaya başladı.

Yılanın geceleri vücuduna dolanmasını sevgisinin ve şefkatinin bir göstergesi, adeta sıcak birer kucaklama olarak yorumlayan genç kız, Safran’ın gündüzleri de yatağın kenarında saatlerce nefes alışverişini izlemesinden şüphelenmedi. Fakat bir gece yılanın göğsünün üzerindeki ağırlığıyla birlikte çıkardığı keskin ve ürkütücü bir tıslama sesiyle uyanınca içini ani bir korku kapladı. Hayvanın sağlığından endişe ederek onu ertesi gün kapsamlı bir kontrol için uzman bir veterinere götürdü ve orada duyduğu gerçekle hayatının şokunu yaşadı.

Genç kızın anlattığı gece “kucaklaşmalarını” ve açlık grevini dikkatle dinleyen veteriner, acı gerçeği buz gibi bir ses tonuyla açıkladı: “Bu kesinlikle bir sevgi gösterisi değil. Büyük pitonlar, kendilerinden büyük bir avı yutmadan önce midelerinde yer açmak için günlerce aç kalırlar. Geceleri yanınıza uzanması ve belinize dolanması ise tamamen sizin boyunuzu ölçmek ve boğma provası yapmak içindir. Kısacası, bu yetişkin dişi piton sizi tek parça halinde yutmaya hazırlanıyor.”

Duyduğu kan donduran sözlerle dehşete düşen genç kız, evinde beslediği canlının ne kadar tehlikeli bir vahşi canavar olduğunu nihayet anlamıştı. O akşam yatağının kenarında oturup Safran’ın çarşafların üzerinde yavaşça süzülüşünü izlerken, yılanın her hareketinde ölümcül bir avcının planlarını gördü. Büyük bir soğukkanlılıkla yılanı son kez yerden kaldırdı, teraryumunun içine koyup kilidini sıkıca kapattı ve sabaha kadar odada gözünü kırpmadan bekledi.

Ertesi sabah ilk iş olarak şehirdeki sürüngen rehabilitasyon merkezini arayan genç kız, Safran’ı uzman personellerin gözetiminde olacağı geniş ve güvenli bir tesise teslim etti. Bu tehlikeli deneyim, genç kıza doğanın kanunlarının evcil sevgiyle değiştirilemeyeceğini çok acı bir şekilde öğretmişti. Genç kız, vahşi hayvanların ait oldukları yerde, yani doğada veya özel koruma alanlarında kalması gerektiğini anlayarak kendi hayatını kurtaran o doğru kararı vermenin derin rahatlığıyla evine geri döndü.

Like this post? Please share to your friends: