Kraynov, namıdiğer “Fırtına”, o hapishanenin en korkulu rüyasıydı. Gardiyanların bile göz göze gelmekten çekindiği bu adam, kuralların kendisi için geçerli olmadığını düşünür, istediği her şeyi zorbalıkla alırdı. Bir öğle yemeğinde porsiyonunu az bulunca, mutfağa dalarak sivil aşçılara gövde gösterisi yapmaya karar verdi. Karşısına çıkan minyon yapılı genç aşçı kadın, ona ek porsiyon vermeyi reddedince mutfaktaki hava bir anda buz kesti.

Fırtına, kadının bu sakin direncine öfkeyle karşılık verdi; sert bir darbeyle kadını yere serdi ve elindeki dev çorba tenceresini devirdi. Yerler sıcak çorbayla göle dönerken, zorba mahkum zafer kazanmış edasıyla tencereyi yerden alıp iştahla yemeye başladı. Herkes kadının korkudan sinmesini bekliyordu ancak o an, hapishane tarihindeki en inanılmaz sahnelerden biri yaşandı. Genç kadın hiçbir panik belirtisi göstermeden yerden kalktı, yüzündeki çorbayı sildi ve sessizce dev cüsseli adamın üzerine yürüdü.
Beklenmedik bir çeviklikle tencereyi adamın elinden kaptığı gibi, metal kabın sert kenarını dev adamın çenesine indirdi. O sarsılmaz sanılan devasa gövde, büyük bir gürültüyle ıslak zemine yığıldı. Mutfağa hakim olan mutlak sessizliği aşçı kadının buz gibi sesi böldü: “Sana kurallara göre ek yemek yok demiştim.” Kadının sesindeki sarsılmaz otorite, profesyonel dövüşçüleri aratmayacak cinstendi.

Elindeki tencereyi bir silah gibi sıkan kadın, yerdeki suçluya üstten bakarak emir verdi: “Şimdi o eline bir bez al ve burayı pırıl pırıl temizle, yoksa devamı gelir.” Hapishanenin en azılı suçlusu, hayatında ilk kez birinin karşısında çaresiz kalmış bir halde, şaşkınlık içinde yerden ona bakıyordu. O ana kadar her şeyi kaba kuvvetle çözeceğine inanan Fırtına, karşısındaki kadının sarsılmaz iradesi karşısında ilk kez geri adım atmak zorunda kaldı.

O günden sonra hapishanede hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Genç aşçı kadının bu cesur çıkışı, sadece bir zorbanın maskesini düşürmekle kalmadı, aynı zamanda tüm mahkumlara ve görevlilere önemli bir ders verdi. Gerçek gücün kas yığınlarında değil, korkunun üzerine korkusuzca yürüyebilen bir yürekte saklı olduğu o gün mutfaktaki her bir fayansa kazınmıştı.