Genç bir işçi, yaşlı meslektaşını çamur çukuruna itip ona güldü; ancak şantiye yakınında üç lüks yabancı otomobil durunca yaptığından acı bir şekilde pişman oldu

Yeni bir konut projesinin şantiyesinde, soğuk ve çamurlu bir sabah operasyonlar her zamanki gibi ilerliyordu. İşçilerin arasında, sadece birkaç gün önce işe başlayan, eski kıyafetleri ve sessiz tavrıyla dikkat çeken yaşlı bir adam vardı. Kimsenin pek oralı olmadığı bu adam, sürekli notlar alıyor ve temelleri büyük bir dikkatle inceliyordu. Bir ara, metal bir iskeleti yanlış sabitleyen genç ve kibirli bir işçiye yaklaşarak onu güvenlik kuralları ve teknik hatalar konusunda nazikçe uyardı.

Genç işçi, kendisinden yaşça büyük adamın tavsiyesini dinlemek yerine onu herkesin önünde aşağılamayı seçti. “Sen kim oluyorsun da bana iş öğretiyorsun?” diyerek bağırdı ve çevredekilerin kahkahaları arasında yaşlı adamın titreyen elleriyle dalga geçti. Yaşlı adamın sakin kalması genci daha da sinirlendirdi. Kontrolünü kaybeden genç, yaşlı işçiyi yakasından tuttuğu gibi buz gibi çamurla dolu derin bir hendeğe itti. Adam çukurun içinde çaresizce çırpınırken, genç işçi zafer kazanmışçasına kahkahalar atıyordu.

Tam o sırada şantiyenin girişinde üç lüks siyah araç belirdi. Araçlardan inen takım elbiseli adamlar hızla hendeğe doğru koştular. Genç işçi ne olduğunu anlamaya çalışırken, adamlardan biri çukura eğilerek büyük bir saygıyla, “Efendim, iyi misiniz? Geciktiğimiz için özür dileriz,” dedi ve yaşlı adamı çamurların içinden çıkarıp üstünü temizledi. Şantiyedeki gülüşmeler bıçak gibi kesildi; herkes şaşkınlık içinde birbirine bakıyordu.

Gerçek kısa sürede anlaşıldı: Çamur içindeki o yaşlı adam, aslında tüm inşaat şirketinin ve projenin sahibi olan milyarder iş adamıydı. Hakkında çıkan güvenlik ihlali ve iş disiplinsizliği şikayetlerini bizzat yerinde incelemek için kimliğini gizleyerek işçilerin arasına karışmıştı. Genç işçiye dönerek, “Görmem gereken her şeyi gördüm; sadece teknik hataları değil, vicdan eksikliğini de,” dedi. Yaşlı adamın sesindeki kararlılık, az önceki alaycı kalabalığın üzerine ağır bir sessizlik gibi çöktü.

Patron, yanındaki yetkililere dönerek kesin emrini verdi: “Hemen evrakları hazırlayın; bu şantiyedeki herkes, başta da bu genç adam olmak üzere işten çıkarıldı.” Genç işçi pişmanlık içinde kekelemeye çalışsa da artık her şey için çok geçti. O sabah kahkahalarla başlayan zorbalık, kibrin ve saygısızlığın bedeli olarak büyük bir yıkımla son buldu. Şantiyeden başı önünde ayrılan genç, hayattaki en büyük dersini çamurlu bir hendeğin kenarında almıştı.

Like this post? Please share to your friends: