Hamile bir genç kız gece vakti eski bir akaryakıt istasyonunun kapısını çaldı: Sahibi kıza acıyıp onu içeri aldı, karnını doyurdu ve fırtınanın dinmesini beklemesi için misafir etti; ancak sabaha karşı bu hikayenin kendisi için gerçek bir kabusa dönüşeceğinden habersizdi

O gece fırtına göz gözü görmeyecek kadar şiddetliydi. Issız yolun kenarındaki eski akaryakıt istasyonu, bembeyaz boşluğun ortasında sığınılacak tek güvenli liman gibi duruyordu. İstasyon sahibi, dışarıdaki pompaları kontrol etmek için kapıyı açtığında karlar içinde titreyen genç bir kızla karşılaştı. Kızın yüzü bembeyazdı, ayakta durmakta zorlanıyordu ve bir eliyle şişkin karnını tutuyordu. Adam hiç tereddüt etmeden onu içeri davet etti.

İstasyonun sahibi, genç kızı hemen sobanın yanına oturttu, ona sıcak bir çay iklim etti ve önüne bir tabak çorba koydu. Kız, titreyen elleriyle bardağı kavrayıp adama teşekkür ederken, gidecek hiçbir yerinin olmadığını ve bu fırtınada dışarıda kalsa öleceğini fısıldadı. Yaşlı adam, hamile halindeki bu kıza çok acıdı ve geceyi geçirmesi için ona arka odadaki eski kanepeyi hazırladı. Kendisi de yan odadaki yatağına çekilirken, yaptığı iyiliğin huzuruyla uykuya daldı.

Ancak sabah uyandığında onu ağır bir sessizlik karşıladı. Arka odaya baktığında genç kızın yerinde yeller esiyordu; battaniye yerdeydi ve arka kapı aralık kalmıştı. Hemen kasaya koşan adam, günlerdir biriktirdiği tüm paranın yerinde yeller estiğini görünce şoke oldu. İlk başta gördüklerine inanamadı ama titreyen elleriyle güvenlik kamerası kayıtlarını açtığında gerçek tüm çıplaklığıyla karşısına çıktı.

Ekranda gördükleri, adamın kanını dondurdu. Gece yarısı “hamile” kız sakince yerinden kalkmış, önce ceketini çıkarmış, ardından kazağının altındaki sahte karnı söküp bir kenara fırlatmıştı. Az önce acı çeken o bitkin kız gitmiş, yerine profesyonel bir hırsız gelmişti. Kasayı ustalıkla boşaltmış, raflardaki değerli eşyaları çantasına doldurmuş ve dışarıdaki kameraları devre dışı bırakarak karanlıkta izini kaybettirmişti.

İstasyon sahibi, dolandırıcıların bu bölgede hamilelik oyununu kullanarak insanların merhametini suistimal ettiklerini sonradan öğrendi. Onu asıl yıkan çalınan paralar değil, o kızın yüzüne bakıp çayını içerken ve teşekkür ederken aslında ne kadar soğukkanlı bir plan kurmuş olmasıydı. Bir daha birine yardım edip edemeyeceğini düşünürken, o geceki samimiyetinin böyle bir ihanetle sonuçlanması kalbinde paradan çok daha büyük bir yara açmıştı.

Like this post? Please share to your friends: