Ağır demir kapılar yaşlı adamın arkasından gıcırdayarak kapandığında, kendini en acımasız suçluların bulunduğu karanlık bir hapishanede buldu. Zayıf ve yorgun görünümüyle bu duvarlar arasına hiç ait değilmiş gibi duruyordu; kimse onun sadık bildiği bir dostu tarafından tuzağa düşürülüp buraya haksız yere atıldığını bilmiyordu. Diğer mahkumlar onu daha ilk dakikadan “kolay lokma” olarak damgalayıp alaycı bakışlarla süzmeye başladılar. Yaşlı adam ise sessizliğini koruyarak herkesten uzak durmaya çalışıyordu.

Akşam yemeği sırasında yaşlı adam, farkında olmadan hapishanenin en korkulan ismi “Güç” lakaplı devasa bir suçlunun masasına oturdu. Müebbet hapse mahkum olan bu adam, acımasızlığıyla tanınırdı ve masası dokunulmazdı. Güç, masaya gelip “Kalk, burası benim yerim” dediğinde yaşlı adam sakince yemeğini çiğnemeye devam etti ve “Yemeğim bitince kalkarım, birkaç dakika bekle” cevabını verdi. Bu yanıt, salonda buz gibi bir hava estirdi; kimse bu azılı suçluya karşı gelmeye cesaret edemezdi.
Öfkesi tepesine çıkan Güç, yaşlı adamın yemek tepsisini havaya kaldırıp yemeği adamın başından aşağı boşalttı. Yemek artıkları yaşlı adamın yüzünden süzülürken, suçlu dişlerinin arasından “Yemek bitti, şimdi defol!” diye tısladı. Herkes yaşlı adamın sonunun geldiğini düşünürken, o yüzündeki yemekleri elinin tersiyle silip buz gibi bir sakinlikle “Bitti mi?” diye sordu. Suçlu tam suratına bir yumruk atmaya hazırlanıyordu ki, o an herkesi dehşete düşüren o olay yaşandı.

Yaşlı adam inanılmaz bir hızla yerinden fırlayıp dev cüsseli adamın kolunu kavradı ve tek bir hamleyle onu masanın üzerine serdi. Gardiyanların bile çekindiği o dev adam, neye uğradığını şaşırmış halde yerdeydi. Yaşlı adam, hiçbir öfke belirtisi göstermeden, tam bir profesyonel hassasiyetiyle iki sert darbe daha indirerek saldırganı etkisiz hale getirdi. Salonda çıt çıkmıyordu; az önce çaresiz görünen ihtiyar, şimdi hapishanenin en tehlikeli adamını yere sermişti.

Yüzünü koluyla silip sakince yerine oturan yaşlı adama, biri fısıltıyla “Sen aslında kimsin?” diye sordu. Yaşlı adam acı bir tebessümle, “Bir zamanlar dünya boks şampiyonuydum,” dedi. İhanete uğramış bu eski şampiyon, yemeğine kaldığı yerden devam ederken masada artık tam bir sessizlik hakimdi. O günden sonra ne o masaya ne de o yaşlı adama kimse yaklaşmaya cesaret edebildi; dış görünüşün arkasındaki gerçek güç, hapishanenin tüm kurallarını bir dakikada değiştirmişti.