Hasta babamı kurtarmak için yaşlı bir adamla evlendim; tek şart, her gece uyumadan önce tuhaf bir hap almamdı ve o an bana ne olduğunu aklımın ucundan bile geçirmemiştim

Hasta babamın hayatını kurtarabilmek için başka şansım yoktu. Ameliyat masrafları boyumuzu aşmıştı ve tam o çaresizlik anında babasının eski bir arkadaşı olan o adam ortaya çıktı. Teklifi netti: Tüm masrafları ödeyecekti ama karşılığında onunla evlenmem ve evde olup bitenler hakkında asla konuşmayacağıma dair ağır bir sözleşme imzalamam gerekiyordu. Kabul ettim. Ancak ilk geceden itibaren tuhaf bir ritüel başladı; her akşam uyumadan önce bana zorla gizemli bir hap içiriyordu. Hapı yuttuktan dakikalar sonra derin, hatırlamadığım bir uykuya dalıyordum.

Gündüzleri neredeyse hiç konuşmayan bu adamın geceleri ben uykudayken ne yaptığını bilmemek içimi kemiriyordu. En sonunda dayanamayıp odama gizli bir kamera yerleştirdim. Ertesi gün o evden çıktıktan sonra kaydı titreyen ellerle açtım. Görüntülerde her şey normal başlıyordu; odaya giriyor, başucuma oturup saçlarımı okşuyordu. Fakat yüzündeki o çarpık ve ürkütücü gülümseme, masum bir şefkatten çok uzak bir şeylerin habercisiydi.

Kayıt ilerledikçe dehşetin boyutu değişti. Adam bir üçayak ve profesyonel kameralar çıkararak yatağın etrafında çekim yapmaya başladı. Ardından dizüstü bilgisayarını açtı ve ekranda gördüklerim nefesimi kesti. Onlarca, yüzlerce benzer video; aynı oda, aynı ışık ama farklı genç kızlar… Bilincimiz kapalıyken bizi izlemek için para ödeyen binlerce insanın bulunduğu karanlık bir internet sitesine canlı yayın yapıyordu. O “evlilik” ve “yardım” maskesi, aslında kurbanlarını tuzağa düşürmek için kullandığı iğrenç bir ticaretin parçasıydı.

O an anladım ki ne ilk kurbandım ne de sonuncusu olacaktım. Babam için imzaladığım o gizlilik sözleşmesi, beni bu dijital kafese hapsetmek için kurulmuş bir tuzaktı. Görüntüleri izlerken ellerim zangır zangır titriyordu ama kalmamın ölüm demek olduğunu biliyordum. Eğer bu evden hemen çıkmazsam, benden önceki kızlar gibi ben de sessizce yok olup gidecektim. Korkudan kalbim göğüs kafesimi zorlasa da en gerekli eşyalarımı ve o kanıt niteliğindeki görüntüleri alıp kaçış planımı yaptım.

Onun arabasının bahçe kapısından çıkışını izledikten sonra, parmak uçlarımda yürüyerek dış kapıya ulaştım. Her adımda yakalanma korkusuyla ürpersem de durmadım. Kapıyı açtığım an, sadece o evden değil, hayatımı karartan o korkunç pazarlıktan da kaçıyordum. Bahçeden dışarı fırlayıp koşmaya başladığımda, adaletin yerini bulması için elimdeki kanıtların yeterli olacağını biliyordum. Babamı kurtarmak isterken düştüğüm bu karanlık kuyu, artık benim için kapanmıştı; şimdi tek amacım özgürlüğüme sarılmaktı.

Like this post? Please share to your friends: