Hamileliğimin yedinci ayında, o gün hissettiğim ağrının normal olmadığını anlamıştım. Belimden karnıma vuran şiddetli sancı nedeniyle mutfak tezgahına tutunarak, “Kendimi iyi hissetmiyorum, lütfen beni hastaneye götürün,” diye inledim. Ancak kayınvalidem ocağın başından bile ayrılmadan, “Akşam yemeği hazır olmadan hiçbir yere gidemezsin, hepiniz aynı şımarık nesilsiniz,” diyerek beni tersledi.

Sancılarım dayanılmaz hale geldiğinde, bebeğim için korktuğumu söyleyerek yalvardım. Kayınvalidem ise öfkeyle üzerime yürüyüp kolumu sıktı; “Hastanelerde bizi rezil etmene izin vermeyeceğim, sadece işten kaçmak için numara yapıyorsun,” diye tısladı. Gözlerim kararırken kapıya doğru bir adım atmaya çalıştım ama o an beklemediğim bir şey oldu. Gözü dönen kadın, ocaktaki tencereyi kaptığı gibi içindeki kaynar çorbayı üzerime boşalttı.
Göğsüm ve karnım yanan sıvıyla kaplanırken acı içinde yere yığıldım. Sadece bebeğimi düşünerek soğuk zeminde kıvranırken, eşim mutfağa girdi. Gördüğü manzara karşısında donup kalan kocam, elinde boş tencereyle duran annesine ve yerdeki halime bakıp, “Ne yaptın sen?” diye bağırdı. Beni hemen kucağına alıp hastaneye yetiştirdi; doktorlar saniyelerle yarıştığımızı, hem benim hem de bebeğimin ölümden döndüğünü söylediler.

Hastanede yattığım sırada kocam yanıma gelip, “Annem hakkında şikayetçi oldum, hamile birine kasten zarar vermekten yargılanacak,” dediğinde sadece sessizce başımı salladım. Birkaç gün sonra kayınvalidem odaya geldi; yaşlanmış ve bitkin görünüyordu. Gözyaşları içinde, “Gerçekten numara yaptığını sanmıştım, lütfen şikayeti geri çekmesini söyle, ben o çocuğun babaannesiyim,” diyerek ayaklarıma kapandı.

Şimdi karşımda ağlayan bu kadına bakarken içimde hiçbir duygu kırıntısı kalmadığını fark ettim. Bir yanda bebeğimin ve benim canımıza kasteden o korkunç an, diğer yanda ise pişmanlık içinde yalvaran bir anne vardı. Eşimin kararlılığı ve annesinin gözyaşları arasında ne yapacağımı bilemeden, pencereden dışarı bakarak hayatımın en zor kararını düşünmeye başladım. 😢😢