Linda’ın romantik bir Florida balayı için beslediği umutlar, aşırı baskıcı kayınvalidesi Eleanor’un geziye davetsizce dahil olmasıyla yerle bir olur. Eleanor, Linda’ya bir yabancı gibi davranarak çiftin resort süitinin yönetimini anında ele geçirir; Tyler ise üç yıllık ilişkilerini tanımlayan o pasiflik döngüsünü tekrarlayarak, sırf huzur bozulmasın diye sessizce annesinin suyuna gider.
Daha ilk gecelerinde Eleanor, Linda’yı kendi balayı süitinden dışarı kilitleyip onu bitişikteki odada uyumaya zorlayarak ve kendisi oğlunun yanında uyuyarak kontrolünü uç bir noktaya taşır. Tyler ne karısını savunmayı başarır ne de kapısını tıklatır; bu da Linda’yı ertesi sabah için sessiz ama sembolik bir hamle planlamak üzere karanlıkta yalnız bırakır.

Ertesi sabah Linda, önceden ödemesi yapılmış özel bahçe kahvaltılarını üç sandalye ile hazırlatır; bu durum Eleanor’un öfke dolu bir çıkışına ve Tyler’ın şaşkınlığına yol açar. Masada sadece iki koltuk bırakmak için üçüncü sandalyeyi bahçenin kenarına taşıyan Linda, Tyler’ı yaptığı seçimlerin fiziksel gerçekliğiyle yüzleşmeye zorlar.
Karısının bu kesin sınırı karşısında Tyler nihayet annesine karşı dik durur; onunla birlikte oturmayı reddeder ve evlerinin anahtarının annesindeki kopyasını geri ister. Evliliğine olan bağlılığını kanıtlamak için, anahtarların her iki kopyasını da alıp kırılana kadar taş masanın kenarına doğru büker ve Eleanor’un evleri üzerindeki kontrolünü kalıcı olarak kırar.

Nüfuzu kırılan mağlup Eleanor, çifti balayılarına nihayet huzur içinde başlamaları için baş başa bırakarak resorttan tek başına ayrılır. Linda, sembolik bir hamlenin üç yıllık sınır ihlallerini bir anda iyileştiremeyeceğini bilse de, evlilik yüzüğünü Tyler’ın avucundan geri alıp parmağına takar ve nihayet kendisini seçen bir kocayla geleceği inşa etmeye hazır hale gelir.