Kocama hiçbir şey söylemeden, ondan af dilemek için ilk karısının mezarına gittim; ancak mezar taşına yaklaşıp üzerindeki fotoğrafı gördüğümde dehşete düştüm. Kocamla tanıştığımızda, ilk eşini trajik bir kazada kaybettiğini ve bu yaranın hiç kapanmadığını dürüstçe anlatmıştı. Ben de onun bu acısına saygı duydum ve geçmişini kurcalamadım. Ancak düğünümüzden önce, içsel bir huzur bulmak adına ilk eşinin mezarını ziyaret edip, sanki onun yerini alıyormuşum gibi manevi bir helallik istemeye karar verdim. Kocam bu fikrime her seferinde garip bir gerginlikle karşı çıksa da, bir gün gizlice mezarlığa gittim.

Mezarın başına varıp çiçekleri bırakmak üzereyken taşın üzerindeki fotoğrafla göz göze geldim ve olduğum yere çakıldım. Fotoğraftaki kadın, tıpkı benim kopyamdı; gözleri, yüz hatları, gülüşü… Sanki benim birkaç yıl önce çekilmiş bir fotoğrafım oradaydı. O an ellerim buz kesti, çiçekler yere düştü ve kalbim yerinden çıkacak gibi çarpmaya başladı. Bu sadece basit bir benzerlik olamazdı; biz sanki ikiz gibiydik.
Bu şok edici benzerliğin peşini bırakamadım ve gizlice kadının ölümünü araştırmaya başladım. Akrabalarına ulaştım, eski komşularıyla konuştum ve kazılan her mezar gibi gerçekler de bir bir yüzeye çıktı. O “talihsiz kaza” aslında cevaplanmamış sorularla doluydu ve dosya şüpheli bir hızla kapatılmıştı. Daha da korkuncu, çevresindekiler kadının ölmeden önce kocasından, yani benim şu anki eşimden, ölesiye korktuğunu fısıldıyorlardı.

Araştırmalarım derinleştikçe kocamın beni tesadüfen bulmadığını, bilinçli ve saplantılı bir şekilde eski karısının tıpatıp aynısını aradığını anladım. O, kaybettiği bir eşin yasını tutan kederli bir adam değildi; o, kontrolcü ve takıntılı doğasıyla ilk eşini bir şekilde yok etmiş ve şimdi onun yerine geçecek “yeni bir kopyayı” yani beni seçmişti. Adamın bana olan sevgisinin ardında yatan o karanlık boşluğu görmek kanımı dondurdu.

Artık kocamın yanında kendimi güvende hissetmem imkansızdı. Her bakışında beni değil, yok ettiği o kadını gördüğünü bilmek ruhumu daraltıyordu. O gece eve dönmedim; adaletin yerini bulması ve hem kendimi hem de o kadının hatırasını korumak için topladığım tüm kanıtlarla polise gittim. Belki o kadın sesini duyuramamıştı ama ben onun yarım kalan çığlığı olacaktım.