Korkunç kaza sonrası arabamız uçurumun kenarındaki tek bir ağaca asılı kaldığında, ölümle yaşam arasındaki o ince çizgideydik. Metal yığınına dönen aracın içinde benzin kokusu ve acıyla nefes almaya çalışırken, yukarıdan kızımız Laura’nın feryatlarını duyduk. Yardıma geldiğini sanıp ona seslenmek üzereydim ki kocam Michael elimi sıkıca tuttu. Gözlerindeki dehşet verici ifadeyle fısıldadı: “Sakın ses çıkarma, ölü taklidi yap. Bunu o yaptı.”

Michael’ın sözlerine anlam veremezken, yukarıdan gelen o acı dolu ağlama sesleri bıçak gibi kesildi. Laura’nın az önceki perişan hali gitmiş, yerine buz gibi bir ses gelmişti. Telefonla birine, “Her şey bitti,” diyordu. “Frenleri halletmiştim, bu yükseklikten kimse sağ çıkamaz. Polis kaza olduğunu düşünecek.” Öz kızımızın bizi sadece izlemekle kalmayıp, bu vahşeti bizzat planladığını duymak kalbimi bir kazadan çok daha ağır yaralamıştı.
Michael, acı içinde asıl gerçeği itiraf etti: Sabah ona bir ültimatom vermişti. Eğer kumarbaz kocasıyla boşanmazsa, tüm mirasını hayır kurumlarına bağışlayacaktı. Laura ise bu tehdide babasının vasiyetini değiştirmesine fırsat bırakmadan cevap vermişti. Birkaç saat içinde mülklerin tek sahibi olmayı bekliyordu. Gözyaşlarım sessizce süzülürken, yukarıda “yas tutan” bir evladın aslında celladımız olduğunu bilerek bekledik.

Kurtarma ekipleri geldiğinde onlara sadece fısıltıyla gerçeği anlatabildik. İtfaiye eri durumu hemen kavradı; bizi arabadan çıkarırken yüzümüzü örtülerle kapattılar ve sanki ceset taşıyorlarmış gibi davrandılar. Laura tepede dizlerinin üzerine çökmüş, öldürdüğünü sandığı ebeveynleri için timsah gözyaşları döküyordu. Onun bu mükemmel oyunculuğu, aslında kendi sonunu hazırladığının kanıtıydı.

Hastanede yapılan incelemeler ve telefon kayıtlarının geri getirilmesiyle Laura tutuklandı. Mahkeme salonunda bizi kanlı canlı karşısında gördüğünde, o soğukkanlı katil maskesi yerle bir oldu. Michael mirasını tıpkı planladığı gibi hayır kurumlarına bağışladı; kızımız ise sadece serveti değil, özgürlüğünü de kaybetti. O gün sadece mucize eseri değil, doğru zamanda ölü taklidi yaparak hayatta kalmıştık.