Marketten olgun muzlar aldım, eve gelip kabuğunu soyup yemek istediğimde ise dehşet içinde fark ettim ki o aslında bir muz değil,…

Pazardan aldığım o sarı, parlak ve mis kokulu muz salkımı eve gelene kadar kusursuz görünüyordu. Mutfak masasına oturup en iştah açıcı olanını kopardım. Kabuğunu soymak için elimi uzattığımda içimi garip bir huzursuzluk kapladı. Muzun dokusu olması gerekenden fazla pürüzsüz ve sıcaktı. Tam o anda, avucumun içindeki o şeyin hafifçe kıpırdadığını hissettim.

Korkuyla muzu masanın üzerine fırlattım. Gördüğüm şey karşısında kanım dondu; kabuğun arasından sarı, üzerinde koyu benekler olan ince bir gövde yavaşça süzülmeye başladı. Bu bir meyve değil, bir canlıydı. Muzun o meşhur kavisli şeklini kusursuzca taklit eden, kabuğun içine adeta mühürlenmiş canlı bir yılandı bu. Muz, sadece bir maskeden ibaretti.

Şoku atlattıktan sonra bu canlının oraya nasıl girdiğini düşündüm. Muzlar uzak ülkelerden, tropikal tarlalardan devasa gemilerle taşınıyordu. Sıcak depolarda ve meyve yığınlarının arasında bu tür canlıların saklanması aslında oldukça kolaydı. Bu yılan, yolculuk boyunca salkımın içinde kıvrılmış, rengi ve şekliyle meyvenin bir parçası gibi görünerek binlerce kilometre yol kat etmişti.

Sonradan yaptığım araştırmada, bu türün “muz yılanı” olarak bilindiğini ve olgun bir muzun kabuğuyla neredeyse aynı renge sahip olduğunu öğrendim. Hareketsiz durduğunda onu bir meyveden ayırt etmek imkansızdı. En korkunç olanı ise, saniyeler önce onu soymaya çalışıyor olmam ve neredeyse bir ısırık alacak kadar ona yaklaşmış olmamdı. Elimi ısırmaması tamamen bir mucizeydi.

Bu olaydan sonra market alışverişlerime olan bakış açım tamamen değişti. Artık eve aldığım her meyveyi defalarca kontrol etmeden masaya koyamıyorum. Doğanın bazen ne kadar ürkütücü bir kamuflaj yeteneğine sahip olduğunu ve en masum görünen bir atıştırmalığın bile ölümcül bir tuzağa dönüşebileceğini bizzat yaşayarak öğrendim. Lütfen siz de aldığınız egzotik meyvelere dikkatle bakın; bazen göründüklerinden çok daha fazlasını saklıyor olabilirler.

Like this post? Please share to your friends: