Eski mezarlık bekçisi, otuz yılı aşkın hizmeti boyunca pek çok garip olaya şahit olmuştu ancak bu seferki durum mantığa sığmıyordu. Kışın en sert geçtiği, toprağın taş gibi donduğu günlerde bile, genç bir adama ait olan belirli bir mezar asla kar tutmuyor ve üzerindeki çimler bahar tazeliğinde yemyeşil kalıyordu. Yaşlı adam, birinin her gün karı temizlediğini düşünerek şafak vaktinden önce nöbet tuttu ama kimse gelmedi; mezar sanki kendi kendine ısınıyor gibiydi.

Gizemli durum bekçinin içini kemirmeye başlayınca, bir sabah eline küreği alıp yasak olanı yapmaya karar verdi. Toprağa ilk darbeyi vurduğunda, yerin donmak bir yana kalsın, şaşırtıcı bir şekilde yumuşak olduğunu fark etti. Derine indikçe garip bir sıcaklık dalgası yüzüne vurdu. Küreğin ucu sert bir metale çarptığında bekçinin yüreği ağzına geldi; ancak bu bir tabut sesi değildi. Toprağı elleriyle kazıdığında, mezarın altına gizlenmiş elektrikli bir ısıtma sistemi ve kalın kablolar buldu.
Dehşet yerini şaşkınlığa bırakırken, kabloların mezarlığın arkasındaki eski bir elektrik panosuna bağlandığını gördü. Bu bir doğaüstü olay değil, insan eliyle yapılmış gizli bir düzenekti. Birkaç gün sonra şafak vaktinde mezarın başında yaşlı bir adam belirdi. Adam, suçüstü yakalanmış olmanın verdiği mahcubiyetle, oğlunun hayattayken kıştan nefret ettiğini ve hep baharı özlediğini anlattı. Evladının mezarının buz gibi bir toprak altında kalmasına dayanamadığı için bu sistemi kurdurmuştu.

Baba, yıllardır faturasını gizlice ödediği bu düzenek sayesinde, oğlunun üzerinde her zaman taze çimlerin yeşermesini sağlamıştı. Sadece oğlunun “üşümemesi” ve kışın ortasında bir bahar adasında uyuması için her şeyi göze almıştı. Bu itiraf karşısında mezarlık bekçisinin boğazı düğümlendi. İlk başta hissettiği o ürpertici korku, yerini derin bir hüzne ve babalık şefkatine olan saygıya bıraktı.

O günden sonra yaşlı bekçi gördüklerini kimseye anlatmadı ve o yeşil mezara bir daha asla dokunmadı. Karlarla kaplı bembeyaz mezarlığın ortasındaki o küçük yeşil ada, artık onun gözünde bir korku kaynağı değil, bir babanın vedalaşmayı reddeden sonsuz sevgisinin bir anıtıydı. Bazen insanların en ürkütücü görünen eylemlerinin arkasında, sadece yürek sızlatan bir bağlılık yatıyordu.