Onu 18 Yaşında Ölüme Terk Ettiler!: Hayatını Değiştiren Trajediden Önce Nasıl Görünüyordu!

Dünyayı durduran bir yüzü hayal edin. 2010 yılında, Aesha Mohammadzai, burnu ve kulakları trajik bir şekilde alınmış genç bir Afgan kadının yürek burkan görüntüsüyle TIME dergisinin kapağında yer aldı. Bu sadece bir fotoğraf değildi; insan zulmünün en karanlık köşelerine tutulmuş bir ayna ve insan direncinin kör edici ışığıydı.

Aesha’nın hikayesi, Afganistan’ın engebeli dağlarında, bir anlaşmazlığı çözmek için takas edildiği bir kabile geleneği olan “baad”ın içinde hapsolmuş bir hayatla başladı. İstismardan kaçmaya çalıştığında yakalandı ve cezalandırıldı. Dağlarda ölüme terk edilen Aesha, imkansız bir şey yaptı: süründü. Bir dedesinin evine, ardından bir kliniğe ve sonunda dünyaya ulaştı.

Bu işlemler, yeni doku oluşturmak için alnındaki derinin genişletilmesini içeriyordu; bu, fiziksel azim kadar zihinsel dayanıklılık da gerektiren yavaş ve acı verici bir süreçti. Derisinin altında açılan her “balon” ve her greftle, ​​sadece bir yüzü yeniden inşa etmiyordu; ruhunu geri kazanıyordu.

Psikolojik olarak, bu geçiş bir savaş alanıydı. Sessizlik ve hayatta kalma dünyasından Amerikan Doğu Kıyısı’nın hareketli yaşamına geçmek, tüm gerçekliğinin “yeniden kodlanmasını” gerektiriyordu. Yine de, ABD’de yaralarının ötesini gören bir aile buldu. İngilizce öğrenmeye, başkaları için savunuculuk yapmaya ve gülmeye başladı; bu ses, onu kırmaya çalışanlara karşı nihai bir meydan okuma görevi görüyordu.

Bugün, Aesha’nın yolculuğu bize “güzelliğin” simetriyle ilgili olmadığını; dünyanın sizi silmeye çalıştıktan sonra var olma cesaretiyle ilgili olduğunu hatırlatıyor. Soğuk dağlardan Maryland’in umuduna kadar, kendi hayatta kalmasının parlak bir mimarı olmaya devam ediyor. Yüzü sadece dünyayı uyandırmadı; bize her zaman, her zaman yeniden başlayabileceğimizi öğretti.

Like this post? Please share to your friends: