Otuz sekiz yıllık evliliğin ardından Elena, kocasının keskin bakışları altında eşyalarını topluyordu. Viktor, kapı eşiğinde kollarını kavuşturmuş, karısının “fazladan” hiçbir şey almadığından emin olmak için onu bir gardiyan gibi izliyordu. Elena aile yadigarı takılarına uzandığında, Viktor soğuk bir tavırla araya girdi: “Onlar artık senin değil. Sadece kıyafetlerini al ve git. Bu ev de, bankadaki paralar da artık yasal olarak benim.” O sırada Viktor’un genç sevgilisi pahalı kürküyle içeri girip Elena ile alay ederken, Viktor gururla güldü: “Gördün mü hayatım, onu dımdızlak bıraktım!”

Elena tek kelime etmeden valizini kapattı, gözyaşlarını silip sessizce evi terk etti. Viktor ve sevgilisi, içeride Elena’nın parasıyla yapacakları tatillerin hayalini kurarak zaferlerini kutlamaya başladılar. Viktor, mülkleri üzerine geçirmiş, davaları kazanmış ve eski karısını beş kuruşsuz sokağa atmış olmanın verdiği kibirle kendini dünyanın hakimi sanıyordu. Ancak bu sahte zafer sarhoşluğu tam bir saat sürdü. Kapı, sert ve otoriter bir şekilde çalındı.
Kapıyı açan Viktor, karşısında polisleri ve elinde kalın bir dosya tutan bir müfettişi görünce donup kaldı. Müfettiş, içeri girmeden sert bir sesle konuştu: “Viktor Bey, nitelikli dolandırıcılık, banka hesaplarına yasadışı erişim ve evrakta sahtecilik suçlamalarıyla tutuklusunuz.” Viktor kazandığı davalardan bahsetmeye çalışsa da müfettiş onu susturdu: “Mesele mal paylaşımı değil; eşinizin imzasını taklit ederek çektiğiniz krediler ve gece yarısı gizlice yaptığınız transferler.”

Viktor’un sevgilisi korkuyla üzerindeki kürkü çıkarmaya çalışırken polisler her ikisini de gözaltına aldı. Viktor’un “kendi malım” dediği her şeyin aslında Elena’nın hesaplarından çalınan paralarla alındığı kameralar ve banka kayıtlarıyla ispatlanmıştı. Bir zamanlar Elena’yı aşağılayan o genç kadın, şimdi polislere hiçbir şeyden haberi olmadığını söyleyerek ağlıyordu. Viktor’un bileklerine kelepçe takıldığında, asıl her şeyini kaybeden kişinin kendisi olduğunu anladı; evi mühürlendi, hesapları donduruldu.

Elena ise o sırada kız kardeşinin evinde huzurla çayını içiyordu. Kocasının gece operasyonlarından uzun süredir haberdardı ve sessizce polisle işbirliği yaparak Viktor’un kendi kazdığı kuyuya düşmesini beklemişti. Viktor, karısını dımdızlak bıraktığını sanarak gülmüştü; ancak adaletin tecelli ettiği o günün sonunda, parmaklıklar ardında elinde kalan tek şey eski bir hapishane üniforması olacaktı.