Psikiyatri hastanesindeki kadınlar birer birer hamile kalıyordu: Doktorlar, burada neler döndüğünü anlamak için kamera yerleştirdiler

Her şey, hastaların 24 saat gözetim altında tutulduğu korunaklı bir psikiyatri kliniğinde ilk hamilelik vakasının tespit edilmesiyle başladı. Sağlık personeli ilk başta bunu tıbbi geçmişteki bir hata veya nadir bir istisna olarak değerlendirse de çok geçmeden durumun ciddiyeti anlaşıldı. Anne olmaya hukuken ve bedenen müsait olmayan, ağır teşhisli kadın hastalar birer birer hamile kalmaya başladı. Hastalar tamamen içlerine kapanıp bu konuda konuşmayı reddederken; ziyaretçi defterleri, nöbetçi çizelgeleri ve mevcut güvenlik kameraları hiçbir kural ihlali göstermiyordu.

Klinikteki bu gizemli skandal kulaktan kulağa yayıldıkça personel üzerinde büyük bir baskı oluştu; tüm çalışanlar sorgulardan, iç denetimlerden ve psikolojik testlerden geçirildi. Şüpheler bir ara bir çalışanın üzerinde yoğunlaşsa da adamın o tarihlerde izinli olduğu kanıtlanınca aklandı. Tam bu sırada diğer hastalardan gelen “gece yürüyüşleri”, “gözetlenmeyen gizli bahçe” ve “eski günlerdeki gibi buluşma” şeklindeki tuhaf mırıltılar yönetimin dikkatini çekti. Doktorlar, ilk başta sanrı sandıkları bu tekrarlayan ifadelerin arkasındaki gerçeği çözmek için bahçenin karanlık noktalarına gizli kameralar yerleştirmeye karar verdi.

Kameraların yerleştirilmesinin ardından klinikte kapsamlı bir arazi taraması başlatıldı ve az kullanılan uzak bir bölgede, yaprakların altına gizlenmiş eski bir metal rögar kapağı bulundu. Kapağın altında, resmi planlarda yer almayan ve savaş öncesi dönemden kaldığı tahmin edilen, erkekler bölümüne çıkan gizli bir tünel uzanıyordu. Gizli kameralardan elde edilen görüntüler ise tüm hastane yönetimini dehşete düşürdü: İki ayrı bölümün hastaları, personelden gizli bir şekilde geceleri bu tünelde buluşuyorlardı. Teşhislerine ve doğacak sonuçlara aldırmadan, kontrolsüz bir şekilde bir araya geliyorlardı.

Bu skandalın patlak vermesinin ardından klinik yönetimi güvenlik protokollerini kökten değiştirdi; gizli tünel kalıcı olarak beton dökülerek kapatıldı ve bahçeye erişim sınırlandırıldı. Erkek ve kadın bölümleri arasındaki tüm iletişim tamamen kesilerek, sadece doktor tavsiyesiyle ve personel eşliğinde çok nadir, sıkı kontrollü görüşmelere izin verildi. Hamile kalan kadın hastalar ise durumlarına uygun özel tıbbi bakımların sağlanması amacıyla rehabilitasyon merkezlerine, sosyal hizmetlere veya bakımını üstlenebilecek akrabalarının gözetimine devredildi.

Olayın basına sızmasıyla kamuoyu ikiye bölündü; bir kesim hastane yönetimini ağır bir ihmalkarlıkla suçlarken, diğer kesim hastaların insan gibi yaşama hakkının ellerinden alındığını savundu. Hastane, yaşanan bu büyük krizin ardından güvenlik önlemlerini en üst düzeye çıkarırken hastaların duygusal ihtiyaçlarını da güvenli ve kontrollü bir çerçevede karşılayacak yeni terapi programları geliştirdi. Yaşananlar tüm dünyaya, ne kadar kalın duvarlar örülürse örülsün, psikiyatri kurumlarının ardında da karmaşık, durdurulamaz ve canlı bir insan hayatının akmaya devam ettiğini acı bir şekilde hatırlatmış oldu.

Like this post? Please share to your friends: