‘Sana yaşlılara yer vermen gerektiğini öğretmediler mi?!’ diye bağırdı metrodaki yolcu: Ancak genç adamın yanıt olarak yaptığı şey kimsenin beklediği bir şey değildi

Metro vagonunun kapıları tıslayarak açıldığında, içeriye yorgun yolcularla birlikte elli yaşlarında, kibirli bakışlı ve gri paltolu bir kadın girdi. Koridorda ilerlerken, pencere kenarında oturan ve kulaklıkla müzik dinleyen genç bir adama sertçe çarptı ancak özür dilemek yerine durup gence dik dik bakmaya başladı. Çevreye tepeden bakan bir tavırla gencin tepesine dikilen kadın, “Buralara yayılıp oturmuşsun, başkaları nasıl geçecek hiç düşünmüyor musun? Anne baban sana büyüklere saygı göstermeyi ve yer vermeyi öğretmedi mi?!” diyerek tüm vagonun duyacağı bir sesle bağırdı.

Kadının bu sert çıkışıyla birlikte vagondaki tüm gözler aniden bu noktaya çevrildi ve herkes gençten agresif bir karşılık ya da büyük bir kavga beklemeye başladı. Genç adam ise hiç istifini bozmadan kulaklığının tekini yavaşça çıkardı; kadına ne korkuyla ne de öfkeyle, sadece derin bir sakinlikle baktı. Kadın, “Sana diyorum, bir kadına yer vermek bu kadar mı zor, dünya senin etrafında mı dönüyor?!” diyerek sesini daha da yükseltip genci tüm yolcuların önünde küçük düşürmeye çalıştı.

Ancak genç adam, herkesin nefesini tutup beklediği o anda hiç beklenmedik bir asalet göstererek başını hafifçe eğdi ve kısık bir sesle “Bağışlayın” dedi. Genç adam yerinden doğrulduğu an, vagonun içindeki o gergin hava bir anda buz kesti ve herkes gördüğü manzara karşısında büyük bir utanç yaşadı. Çünkü gencin kalktığı koltuk aslında tamamen kırılmıştı; sırt kısmı tek bir vidaya tutunuyor, alt minder ise çökmüş halde keskin metal yayları ve parçalanmış plastik iskeleti açığa çıkarıyordu.

Gencin, yolcular kapı önünde sıkışmasın ve o kırık koltuğa oturup kimse yaralanmasın diye tüm yolculuk boyunca aslında oturur gibi yaparak kendi bacak kaslarıyla o ağırlığı taşıdığı ve dengede durduğu ortaya çıktı. Gerçeği kendi gözleriyle gören gri paltolu kadın, neye uğradığını şaşırarak adeta dona kaldı ve yüzü utançtan kıpkırmızı kesildi. Kekeleyerek, “Ben… koltuğun bozuk olduğunu bilmiyordum, özür dilerim” diye mırıldanabildi ancak az önce sergilediği o kibirli tavırdan eser kalmamıştı.

Genç adam, kadının bu geç gelen özrüne karşılık sadece hafifçe başını salladı, kulaklığını tekrar kulağına taktı ve hiçbir şey söylemeden arkasını dönüp kapıya doğru yöneldi. Metro bir sonraki istasyona doğru hızla hareket ederken, vagona derin ve ibretlik bir sessizlik hakim oldu. Genç adam, kendisine haksız yere bağıran kadına kabalıkla karşılık vermeyip sadece gerçeği göstererek toplu taşımadaki ön yargılı insanlara ve tüm vagona unutamayacakları bir insanlık ve nezaket dersi vermişti.

Like this post? Please share to your friends: