Serkan ile altı aydır birlikteydik ve her şey oldukça yolunda gidiyordu. Kendisi modern görüşlü, eşitlikten yana konuşan ve güven veren bir adamdı. Bir akşam yemeğinde, artık aynı eve çıkma vaktimizin geldiğini söylediğinde çok mutlu olmuştum. Ancak hayallerim, onun “dürüstlük” adı altında sunduğu şartlarla kısa sürede sarsıldı. Serkan, kira, faturalar ve mutfak masrafları dahil tüm giderlerin tam olarak yarı yarıya paylaşılmasını istiyordu.

Buraya kadar her şey mantıklıydı, ancak asıl niyetini sona saklamıştı. Masraflar eşit bölünecek olsa da ev işlerinin tamamen benim sorumluluğumda olacağını söyledi. “Sen kadınsın; yemek, temizlik ve çamaşır senin işin olmalı. Arada canım isterse yardım ederim ama evin düzeni senden sorumlu olur,” dediğinde kulaklarıma inanamadım. Maddi olarak bir ortak arıyordu ancak ev içinde ücretsiz bir hizmetçi bekliyordu.
Sakinliğimi koruyarak ona baktım ve şartını bir koşulla kabul edebileceğimi söyledim. Serkan bir an için kazandığını sanarak gülümsedi. “Eğer her şeyi yarı yarıya bölüşeceksek ve ikimiz de tam zamanlı çalışıyorsak, benim ev işlerine harcayacağım mesai de bir maliyettir,” dedim. Ona, her ikimizin de dinlenebilmesi için profesyonel bir temizlikçi tutmamız gerektiğini ve bu masrafı da tıpkı kira gibi yarı yarıya ödememiz gerektiğini önerdim.

Serkan’ın yüzündeki gülümseme anında dondu. “Neden başkasına para verelim ki? Bir kadının bunları zaten ücretsiz yapması gerekir,” diyerek itiraz etti. O an anladım ki, onun “modernlik” ve “eşitlik” anlayışı sadece kendi cüzdanını korumakla sınırlıydı. Benim zamanım, emeğim ve yorgunluğum onun için hiçbir maddi değer taşımıyordu. Emek sömürüsünü “ailevi değerler” maskesiyle bana kabul ettirmeye çalışıyordu.

O akşam masadan anlaşamadan kalktık ve bir daha da aynı eve çıkma konusunu açmadık. Hatta kısa süre sonra ilişkimizi de noktaladık. Çünkü daha yolun başında benim emeğimi değersiz gören bir adamla kurulacak bir geleceğin, sadece benim omuzlarımda taşınan ağır bir yükten ibaret olacağını anlamıştım. Gerçek bir ortaklık, faturaları bölüşmekten çok daha fazlasını gerektirirdi.