Güneşin kızgın bir demir gibi toprağı kavurduğu 1875 yılında, Javier “El Cuervo” Morales, sırtında ihanetlerin ve kurşunların iziyle Río Seco adlı hayalet kasabaya doğru sürüyordu. Javier, yıllar önce Apaçiler tarafından öldürüldüğü söylenen zengin bir toprak ağasının kızı Rosa López’i arıyordu. Ancak amacı aşk değil, intikamdı. Kasabaya vardığında Rosa’yı köhne bir barda hüzünlü bir şarkı söylerken buldu. Göz göze geldikleri an zaman durdu; Rosa onu hemen tanıdı, çünkü Javier onun ölen kız kardeşinin eski sevgilisiydi.
Javier, Rosa’yı karanlık bir ara sokağa çekip duvara yasladığında aralarındaki çekim şiddet ve tutku arasındaydı. Adam, Rosa’nın kulağına “Hareket etme, yoksa daha çok acır, çabuk bitireceğim,” diye fısıldayarak ona sahip oldu. Ancak bu sadece bir şehvet anı değil, bir yüzleşmeydi. Javier, Rosa’nın babasını Apaçilerin değil, altını ele geçirmek isteyen Rosa’nın öldürdüğünü ve cesedi terk edilmiş bir madene gömdüğünü biliyordu. Rosa ise Javier’in sevdiği kız kardeşini, sırrını öğrendiği için kasabanın zalim çetesi “Kurt”a bizzat teslim etmişti.

Madene ulaştıklarında buldukları altın sandığı, aralarındaki son güven kırıntısını da yok etti. Rosa, Javier’i vurmaya çalışarak ona ihanet etti. İkili karanlık dehlizlerde boğuşurken, Kurt’un çetesi madeni havaya uçurarak onları içeriye hapsetti. Ölümle burun buruna geldikleri o saatlerde, nefret yerini acı bir itirafa bıraktı. Rosa, Javier’e olan kıskançlığını ve işlediği günahları bir bir döktü. Birlikte madendeki bir çatlaktan çıkmayı başardılar ancak dışarıda onları çetenin geri kalanı bekliyordu.
Sırt sırta vererek hayatta kalma savaşı verdiler. Javier’in keskin nişancılığı ve Rosa’nın amansız hırsı birleşince, çete üyelerini birer birer devirdiler. Çete liderinin kardeşi olan dev cüsseli Toro’yu da saf dışı bıraktıklarında, ellerinde altın yerine ateşle dövülmüş kanlı bir ittifak kalmıştı. Altınlar çöken madenin altında kalmış olsa da, çölde yeni bir efsane doğuyordu.

Yıllar geçtikçe Río Seco’nun rüzgarları, yıldızların altında aşk ve şiddetin birbirine karıştığı iki silahşorun hikayesini fısıldamaya devam etti. Javier ve Rosa, batıda aşkın dolu bir mermi olduğunu; ya öldürdüğünü ya da kurtardığını dünyaya kanıtlamışlardı. Kaderin bu iki yaralı ruhu birleştirdiği o gece, hayatlarının en büyük vurgunu aslında birbirlerini bulmalarıydı.