Sokaktaki genç serseriler, bacağı yerine protez olan yaşlı bir gaziyle dalga geçip ona eziyet ediyorlardı; sadece bir dakika sonra ne olacağından tamamen habersizdiler

Yağmurdan sonra ıslanmış otobüs durağında, üzerinde “Gazi” yazan eski bir kep ve yıpranmış şortuyla oturan yaşlı bir adam, sessizce yolu izliyordu. Şortunun altından görünen protez bacağı, onun savaş meydanında bıraktığı gençliğinin, sağlığının ve can dostlarının acı bir nişanesiydi. Çevredeki insanların acıyan ya da görmezden gelen bakışlarına yıllardır alışkın olan yaşlı gazi, o gün de kimseye yük olmadan sessizce otobüsünü bekliyordu. Ancak durağa yanaşan yirmili yaşlarındaki üç saygısız serseri, yaşlı adamın bu savunmasız halini ve protez bacağını görünce haince sırıtmaya başladılar.

Gençler, gazinin protez bacağını parmaklarıyla işaret ederek “Hey ihtiyar, robot gibi görünüyorsun, kışın bacağın donmuyor mu, geceleri şarja mı takıyorsun?” gibi alçakça esprilerle kahkahalar atmaya başladılar. Yaşlı adam, geçmişte vatanı ve bu nankör gençler özgürce yaşayabilsin diye kurşunların altına atıldığını, yoldaşlarını ateş hattından taşırken bacağını kaybettiğini düşünerek derin bir hüzne boğuldu ama sessizliğini bozmadı. Çevredeki yayalar ise bu zorbalığa müdahale etmek yerine adımlarını hızlandırıp uzaklaşmayı seçti; bu durum serserileri daha da cesaretlendirdi ve hakaretlerin dozunu artırdılar.

Tam o sırada, arkada sessizce bekleyen siyah yelekli, uzun boylu ve sakallı bir motosikletçi öne doğru bir adım attı. Dev cüsseli adamın yaklaşmasıyla serserilerin yüzündeki o küstah gülümseme anında donup kaldı. Serserilerin tam karşısında duran motosikletçi, öfkeden kararmış bir çehreyle, “Hiç mi utanmıyorsunuz?” diye gürledi. Gençlerden biri diklenmeye çalışarak “Sana ne be adam?” diye karşılık verince, motorcu gencin gözlerinin içine bakarak, “Bana ne öyle mi? Bu adam bacağını bir aptallık yüzünden kaybetmedi. Siz bu sokaklarda rahatça yürüyüp ağzınızı açabilin diye feda etti!” dedi.

Durağa bıçak gibi keskin bir sessizlik çökerken, motosikletçi yaşlı gaziye dönerek saygıyla eğildi ve ardından serserilere dönerek konuşmasını sürdürdü: “Siz burada aptalca videolar çekip eğlenirken, bu kahramanlar kurşun yağmuru altında yaralı taşıyordu. En iğrenç olanı ne biliyor musunuz? O burada asilce susuyor, siz üç korkak ise her birinizden bin kat daha güçlü olan bir adamla dalga geçiyorsunuz. Bu yaptığınız şaka değil, bu tam bir utançtır!” Bu sert sözler karşısında serseriler ne yapacaklarını şaşırdılar; birisi kafasını yere eğerken, diğeri ellerini cebine sakladı, üçüncüsü ise “Sadece şaka yapıyorduk” diye mırıldandı.

Motosikletçinin bu asil ve sert müdahalesi, serseri gençlerin kibirli dünyasını yerle bir ederek onlara ömür boyu unutamayacakları tarihi bir utanç ve saygı dersi verdi. Yaptıkları büyük hatanın farkına varan gençler, yaşlı gazinin önünde eğilerek kekeleyerek de olsa özür dilediler ve başları önde hızla duraktan uzaklaştılar. Yıllar sonra ilk kez birinin kendisini böylesine savunduğunu gören yaşlı gazinin gözleri doldu; otobüsü geldiğinde kendisini yalnız bırakmayan bu koca yürekli motorcuya minnetle sarıldı ve o günden sonra toplumda hak ettiği saygıyı yeniden hissetmenin huzuruyla yoluna devam etti.

Like this post? Please share to your friends: