Suç dünyasının baronunun genç eşinin cenazesinden sonra, tüm akrabalar ve misafirler dağılmışken, cenazeci tam gitmek üzereydi ki aniden yerin altından tuhaf bir tırmalama sesi duydu

Yirmi yıl önce küçük bir kasabada yaşanan ve kulaktan kulağa yayılan bu hikaye, yerel bir mafya liderinin genç eşinin görkemli ama bir o kadar karanlık cenazesiyle başladı. Şehrin en güçlü adamı, karısını toprağa verirken yüzünde tek bir duygu belirtisi bile yoktu. Cenaze töreni bittiğinde; pahalı arabalar, korumalar ve fısıldaşan akrabalar mezarlıktan çekildi. Geriye sadece işini sessizce yapmasıyla tanınan, karısını kaybettikten sonra vaktinin çoğunu mezarlıkta geçiren yaşlı cenazeci Thomas kalmıştı.

Güneş batarken ve etrafı derin bir sessizlik kaplamışken, Thomas eşyalarını toplayıp gitmeye hazırlandı. Ancak tam kapıya yönelmişken, taze mezarın altından gelen tuhaf bir gıcırtı ve tırmalama sesiyle irkildi. İlk başta bunun rüzgarın bir oyunu olduğunu sandı ama ses gittikçe netleşiyordu. Thomas, kalbinin yerinden çıkacak gibi atmasına rağmen geri döndü ve kulağını soğuk toprağa dayadı. Derinden gelen zayıf bir inleme sesi duyduğunda, bir saniye bile tereddüt etmeden küreğine sarıldı.

Thomas, toprağı delice kazıp tabutun kapağını zorlayarak açtığında şoke edici bir manzarayla karşılaştı: Genç kadın yaşıyordu. Nefes alıyordu ama gözlerinde derin bir korku vardı. Yaşlı adam, kadını tabuttan çıkarıp nefes almasını sağladı. O an, bu trajedinin ardındaki dehşet verici gerçek yavaş yavaş gün yüzüne çıkmaya başladı. Bu sadece bir “yanlışlıkla gömülme” vakası değildi; her şey en ince ayrıntısına kadar planlanmış tehlikeli bir oyunun parçasıydı.

Aslında kadının ölümü, kocasının düşmanlarından onu korumak için tezgahladığı bir senaryoydu. Doktorlar ayarlanmış, belgeler sahtelenmiş ve kadına geçici ölüm hali veren bir ilaç enjekte edilmişti. Planlanan şeye göre, kadın gece yarısı korumalar tarafından mezardan çıkarılıp kaçırılacaktı. Ancak ilaç beklenenden erken etkisini yitirmiş ve genç kadın diri diri gömüldüğü karanlıkta uyanmıştı. Eğer Thomas o gün orada olmasaydı, bu plan genç kadının mezarı olacaktı.

O gecenin ilerleyen saatlerinde, mezarlığa gelen siyah camlı araçlar kadını alıp karanlıkta gözden kayboldular. Birkaç gün sonra mafya lideri ve eşinin şehri tamamen terk ettiği duyuldu. Kimse onların nereye gittiğini bir daha öğrenemedi. Kasaba halkı bu olayı yıllarca dehşetle anlattı. Yaşlı Thomas ise hayatının geri kalanında, o boş mezarın önünden her geçişinde sessizce dua ederek, hayatın ve ölümün ne kadar ince bir çizgide yürüdüğünü hatırladı.

Like this post? Please share to your friends: