Sabah yağmurunun ardından nemli bir havayla dolan tıklım tıklım bir otobüste, insanlar sessizce camlardan dışarıyı izliyordu. Duraklardan birinde yetmiş yaşlarında, zarif giyimli ama ayakta durmakta zorlanan yaşlı bir kadın bindi. Otobüs hareket ettikçe sarsılan kadın, etrafındaki telefonlarına gömülmüş veya uyuma numarası yapan genç erkeklerin arasından sıyrılarak, annesinin yanında oturan beş yaşlarındaki küçük kıza yaklaştı.

Yorgun bir gülümsemeyle küçük kıza bakan yaşlı kadın, “Güzel kızım, yerini bana verir misin? Bacaklarım çok ağrıyor da,” dedi. Parlak sarı paltosuyla dikkat çeken küçük Sofi, meraklı gözlerle kadına baktı ve çocuksu bir saflıkla “Neden?” diye sordu. Yaşlı kadın, kendisinin de gençken herkese; erkeklere, çocuklara ve kadınlara her zaman saygıdan dolayı yer verdiğini anlattı.
Küçük kız bir an düşündükten sonra tüm otobüsü derin bir sessizliğe gömen o meşhur cevabı verdi: “İşte bu yüzden şimdi bacaklarınız ağrıyor ya! Herkese yer vermemeliydiniz.” Bu mantıklı ama beklenmedik çıkış karşısında önce bir sessizlik oldu, ardından otobüsteki yolcular ve hatta yaşlı kadının kendisi bile bu zekice cevaba kahkahalarla gülmeye başladı.

Sofi’nin annesi kızararak kızını uyardı ve “Tatlım, büyüklerle böyle konuşulmaz, gel kucağıma otur da teyze yerleşsin,” diyerek duruma müdahale etti. Sofi annesinin kucağına geçerken, yaşlı kadın minnetle boşalan koltuğa oturdu. Otobüs yoluna devam ederken insanların yüzünde hala o küçük kızın yarattığı tebessüm okunuyordu.

Yolculuğun geri kalanında küçük Sofi, annesinin kucağında camdan dışarıyı izlemeye devam etti. Kendi dünyasında dünyanın en mantıklı açıklamasını yapmış olmanın huzuruyla, etrafındaki yetişkinlerin neden bu kadar güldüğünü anlamaya çalışıyordu. Yaşlı kadın ise rahatlamış bir şekilde koltuğuna yaslanırken, çocukların dünyasındaki o dürüst ve yalın mantığın ne kadar şaşırtıcı olabileceğini bir kez daha görmüş oldu.