Yaşlı adam ve torunu Maks, yıllardır yaptıkları gibi ormanda huzurlu bir yürüyüşe çıkmış, eski günlerden ve okuldan konuşarak ilerliyorlardı. Ağaçların arasından süzülen güneş ışığı altında her şey sakin görünürken, dede aniden durdu ve yüzü korkuyla gerilerek torununu fısıltıyla uyardı: “Maks, dur ve sakın oraya gitme!” Birkaç metre ötede, çalıların arasında devasa bir boz kurt yatıyordu; tüyleri kabarmış hayvanın bedeni hareketsizdi ancak gözleri doğrudan onlara kilitlenmişti.
Maks ilk başta donakalsa da kurdun üzerlerine atlamadığını, yerinden bile kalkamadığını fark etti ve dedesinin sert uyarılarına rağmen cesurca hayvana doğru birkaç adım attı. Kurt, kendini savunmak ister gibi hafifçe hırladı ama gövdesini yerden bir santim bile kaldıramadı. Genç çocuk kurdun yanına kadar gidip diz çöktüğünde ve vahşi hayvanın altına doğru dikkatlice baktığında gördüğü manzara karşısında büyük bir şok yaşadı ve “Dede, çabuk buraya gel, altında bir şey var!” diye bağırdı.

Yaşlı adam torununun yanına koşup kurdun gövdesinin altına baktığında dehşetten yüzü bembeyaz kesildi; çünkü o koca vahşi hayvanın altında, ince bir battaniyeye sarılı halde henüz çok küçük bir bebek yatıyordu. Soğuktan dudakları morarmış olan bebeği, bu koca kurt günlerdir kendi gövdesiyle örterek donmaktan kurtarmış, onu sıcak tutmuş ve canı pahasına korumuştu. Kurdun gözlerinde artık öfke değil, bitkinlik ve bebeği güvenli ellere teslim etmenin verdiği o derin, bilgece bekleyiş vardı.
Maks, bebeği kurtarmak için kurdun tüylerini hafifçe araladığında hayvan uysalca buna izin verdi; dedesi bebeği kucağına aldığı an küçük yavru zayıfça ağlayarak hayatta olduğunun müjdesini verdi. Tam o sırada Maks, kurdun böğründeki kurumuş kan izlerini, yani bir avcı tarafından yaralanmış olduğunu fark etti. Yaralı olmasına rağmen sadık hayvan burayı terk etmemiş, bir bebeğin hayatını kurtarmak için kendi canını feda etmeyi göze alarak günlerce başında nöbet tutmuştu.

Dede ve torun, bu asil hayvanı orada öylece ölüme terk etmeyeceklerini söyleyerek ona yardım etmek için hamle yaptıklarında, kurt son bir gayretle ayağa kalkmaya çalıştı ama başaramadı. Bebeğin güvende olduğunu anlayan kahraman kurt, görevini tamamlamış olmanın verdiği huzurla gözlerini yavaşça ve sonsuza dek kapattı. Ormanın derinliklerindeki bu yürek burkan ama bir o kadar da mucizevi olay, doğadaki en vahşi canlıların bile bazen insanlardan çok daha merhametli ve koruyucu olabileceğini onlara en unutulmaz şekilde kanıtlamıştı.