Hafta sonunun bu sakin ve ılık sabahında, parkın kuytu bir köşesinde koşusunu yeni bitiren Veronika, derin nefesler alarak dinlenmeye çalışıyordu. Saçları toplu, boynunda ince altın bir kolye ve kolunda spor saatiyle kendi halinde bir kadın görüntüsü çiziyordu; etrafın ıssız olmasının tadını çıkarırken bir anda arkasından gelen güçlü motor sesleriyle irkildi. Virajdan hızla dönen üç motosikletli serseri, genç kızın tam önünde durarak yollarını kesti; üzerlerindeki ucuz spor kıyafetleri ve dövmeleriyle etrafa tehdit saçan bu adamlar, Veronika’yı savunmasız ve yalnız bir kurban olarak görerek hemen etrafını sardılar.

Çete lideri küstah bir gülüşle Veronika’ya yaklaşarak, “Ne o güzelim, yalnız mısın? Telefonun da pahalıya benziyor, ver bakalım şunu” diyerek gasp girişimini başlattı. Diğer iki serseri de kızın saatini ve kolyesini süzerek dalga geçmeye, etrafta yardım edecek kimsenin olmadığını söyleyerek psikolojik baskı kurmaya çalıştılar. Kendinden son derece emin olan suçlular, karşılarındaki genç kadının korkudan tir tir titremesini bekliyordu; ancak Veronika’nın gözlerinde ne bir panik ne de bir korku kırıntısı vardı, aksine yüzünde tuhaf ve buz gibi bir sakinlik belirdi.
Serserilerin sabırsızlanıp “Güzellikle mi vereceksin yoksa zorla mı alalım?” diye üzerine yürümesi karşısında Veronika hafifçe gülümsedi ve “Siz gerçekten bunun iyi bir fikir olduğunu mu düşünüyorsunuz? Çünkü şu an neye bulaştığınız hakkında en ufak bir fikriniz bile yok” dedi. Adamlar bu sözlere kahkahalarla gülüp onun kendilerini korkutmaya çalıştığını sanarak alay etmeye devam ettiler. Tam lider olan serseri öfkeyle elini Veronika’nın kolyesine doğru uzattığı sırada, ağaçların gölgesinden ve parkın sessizliğinden iki devasa adam fırladı.

Siyah takım elbiseli, sert yüz hatlarına sahip bu iki adam, genç kadının yakın korumalarından başkası değildi; serseriler her şeyden habersiz bir şekilde şehrin en zengin ve en güçlü iş insanlarından birinin kızını soymaya kalkıştıklarını ancak o an fark ettiler. Koruyucuların heybetli cüsseleriyle önlerinde belirmesiyle serserilerin yüzündeki o kibirli ve arsız gülüşler bir anda bıçak gibi kesildi. Koromalardan biri soğukkanlı bir ses tonuyla “Bir sorun mu var?” diye sorduğunda, az önce aslan kesilen holiganlar korkudan ne yapacaklarını şaşırdılar.

Veronika arkasına bile bakmadan, “Artık bir sorun kalmadı” diyerek korumalarına işaret verdi ve serseriler arkalarına bile bakmadan motosikletlerine atlayıp olay yerinden kaçmaya çalıştılar. Ancak parkın çıkışında onları bekleyen polis ekipleri, korumaların önceden yaptığı ihbar sayesinde suçluları kıskıvrak yakalayarak kelepçeledi. Bir kadını yalnız ve çaresiz sanarak gücün sadece fiziksel üstünlükte olduğunu düşünen serseriler adalete teslim edilirken, Veronika ise hak ettikleri cezayı alan suçluların arkasından gururla bakıp güven içinde evinin yolunu tuttu.