Henry Wallace’ın cenaze töreni, kasaba halkının katılımıyla soğuk ve sisli bir sabah vakti eski mezarlıkta yapılıyordu. Altmış yedi yaşındaki yaşlı avcı, eşinin ölümünden sonra orman kenarındaki evinde yalnız yaşıyor, çevresindekilere yardım ediyor ve yanından hiç ayırmadığı dokuz yıllık sadık golden retriever cinsi köpeği Buddy ile biliniyordu. Henry’nin ani ölümünün ardından adeta hayata küsen Buddy, üç gün boyunca hiçbir şey yiyip içmemiş, sahibinin eski ceketine sarılarak yas tutmuştu. Cenaze günü ailesi onu evde bırakmaya kıyamayınca, sadık hayvan mezarlığa kadar tabutun arkasından sessizce yürümüştü.
Mezarlıkta açık tabutun kenarına patilerini koyarak sahibinin yüzüne son kez bakan Buddy, ardından tabutun içine atlayıp başını Henry’nin göğsüne koyarak usulca sızlandı. Herkes köpeğin bu hareketini derin bir veda busesi olarak yorumlarken, töreni yönetmek üzere siyah cübbesiyle papaz tabuta doğru yaklaştı. Papaz duasını okumak için kitabını açıp öne doğru bir adım attığı an, Buddy’nin bedeni aniden kaskatı kesildi. Kulaklarını geriye yatıran köpek, papaza öyle bir nefretle bakmaya başladı ki salondaki herkes bir anda buz kesti.

Papaz, hayvanın acıdan dolayı agresifleştiğini söyleyerek durumu geçiştirmeye çalıştı ve tabuta bir adım daha yaklaştı. Ancak Buddy, vahşi bir öfkeyle havlayarak papaz ile sahibinin cesedi arasında adeta bir etten duvar ördü. Aile üyeleri köpeğin tasmasından tutmaya çalışsa da Buddy elden kurtularak doğrudan papaza saldırdı; kimseye zarar vermeden sadece adamın siyah cübbesinin uzun kolunu yakalayıp sertçe çekiştirmeye başladı. Yaşlı din adamı kolunu panikle geriye doğru savurduğu sırada, cübbenin içinden yere metalik bir nesne düştü.
Çimenlerin üzerine düşen şey, Henry’nin otuz yıldır boynundan hiç çıkarmadığı, içinde vefat eden karısının fotoğrafı bulunan eski gümüş madalyonuydu. Henry evinde ölü bulunduğunda madalyonun boynunda olmadığı fark edilmiş ama aile bunu adli tıp görevlilerinin aldığını düşünmüştü. Henry’nin yeğeni madalyonu yerden alıp arkasını açtığında, fotoğrafın arkasına gizlenmiş küçük bir kağıt not buldu; notta Henry’nin el yazısıyla, “Eğer bana bir şey olursa eve ruhani destek bahanesiyle gelen bu adamı araştırın, evdeki paralarımı çaldığını anladım ve yarın polise gideceğim” yazıyordu.

Bu sarsıcı itiraf üzerine komşular da ölüm gecesi papazın arabasını Henry’nin evinin önünde gördüklerini ve Buddy’nin o gece durmaksızın havladığını hatırladılar. Mezarlığa çağrılan polis ekipleri, yapılan ilk sorguda suçunu itiraf eden sahte din adamını kelepçeleyerek götürürken, Henry’nin evinde yapılan incelemede de boğuşma izleri ve boşaltılmış bir para kasası bulundu. Papazın tutuklanmasıyla adaleti sağlayan kahraman Buddy, yeniden tabuta tırmanıp başını sahibinin göğsüne koydu; bu kez ağlamıyordu, sadece bir dosta verilmiş son sözü tutmanın verdiği huzurla Henry’ye son görevini yerine getiriyordu.