Yaşlı kadın, geç saatte çöpü çıkarmak için verandaya çıktığında basamakların hemen dibinde devasa, karanlık bir gölge fark etti. Sokak lambasının zayıf ışığında parlayan pulları ve yarı açık ağzındaki keskin dişleri görünce gözlerine inanamadı; bu gerçek bir timsahtı. Hayvan nefes nefeseydi ve bitkin görünüyordu. Yakındaki egzotik bir çiftlikten fırtına sonrası kaçtığı sonradan anlaşılacaktı ancak o an kadın korku yerine garip bir merhamet hissetti.

“Zavallı şey, aç kalmış olmalı” diye fısıldayan kadın, polisi aramak yerine içeri girdi. Buzdolabındaki etleri ve bayramdan kalan yemekleri bir kovaya doldurup titreyen elleriyle verandaya geri döndü. Timsah yiyecekleri iştahla mideye indirdi ve karnı doyunca yavaşça karanlığın içinde kayboldu. Yaşlı kadın, alışılmadık ama iyi bir iş yaptığını düşünerek o geceyi huzursuz bir uykuyla geçirdi.
Ertesi sabah bahçede hiçbir iz göremeyince her şeyin bittiğini sandı. Hatta böyle tehlikeli bir hayvana yardım ettiği için kendisiyle gurur duyuyordu. Ancak akşam karanlığı çökerken bahçeden ağır kum torbaları sürükleniyormuş gibi tuhaf, hışırtılı sesler gelmeye başladı. Merakla pencereden dışarı baktığında gördüğü manzara karşısında kanı dondu; evin önünde artık sadece bir tane değil, farklı boyutlarda tam beş tane timsah yatıyordu.

Dün beslediği o ilk timsah, sanki buranın bir beslenme noktası olduğunu arkadaşlarına haber vermiş gibi en önde bekliyordu. Merhametin yerini boğucu bir dehşet aldı. Kadın tüm kapıları ve kilitleri sürgüleyip perdeleri çekti, titreyen parmaklarıyla polisi aradı. Dışarıdan gelen ağır kuyruk darbeleri ve hırıltılı nefes sesleri evin duvarlarında yankılanırken, korkudan yerinden bile kıpırdayamıyordu.

Kurtarma ekipleri bir saat sonra gelip hayvanları uyutarak götürdüklerinde, mahalleli daha önce böyle bir istila görmediklerini söyleyerek şaşkınlıklarını dile getirdi. Yaşlı kadın hayatta kaldığı için ne kadar şanslı olduğunu biliyordu ama yaşadığı şoku uzun süre üzerinden atamadı. O gün acı bir ders öğrenmişti: İyi bir kalbe sahip olmak, her zaman güvenli ve doğru kararlar vermek anlamına gelmiyordu.