Güneşli bir cumartesi sabahı, yaşlı bir adam emektar arabasıyla sağ şeritten sakince ilerliyordu. Trafik yoğundu ama o kurallara harfiyen uyuyordu. Derken dikiz aynasında agresif bir şekilde yaklaşan siyah bir arazi aracı fark etti. Aracın içindeki iki genç maganda, yaşlı adamı taciz etmeye başladı; önce sıkıştırdılar, ardından aniden önüne kırıp frene bastılar. Yaşlı adamın duracak mesafesi yoktu ve çarpışma kaçınılmaz oldu. Metalin metale çarpma sesi otoyolda yankılandı.

Arazi aracından fırlayan iki zorba, hemen yaşlı adamın üzerine yürümeye başladı. “Ne yaptın sen be ihtiyar! Gözün görmüyor mu?” diye bağırarak kaputa vurdular. Lüks araçlarının hasarı için hemen nakit para talep ediyorlardı. “Bu arabanın tek bir farı senin şu döküntünden daha pahalı, hemen öde yoksa fena olur!” diyerek tehditler savuruyorlardı. Yaşlı adam ise hiç istifini bozmadan camı indirdi ve “Kasıtlı olarak önüme kırdınız, kuralları çiğneyen sizsiniz,” dedi.
Zorbalar gülerek, “Sen kiminle konuştuğunun farkında mısın? Ya parayı verirsin ya da seni burada pişman ederiz,” diyerek baskıyı artırdılar. Yaşlı adam onları korkuyla değil, derin bir dikkatle süzdü. Sakince telefonunu çıkardı ve sadece, “Otoyoldayım, dediğin noktadayım. Gel,” dedi. Magandalar kimin geleceğini umursamıyor, sadece parayı alıp gitmek istiyorlardı. Ancak bu “çaresiz” gördükleri ihtiyarın kim olduğundan henüz haberleri yoktu.

Yaklaşık yedi dakika sonra, sirenlerini çalarak olay yerine bir trafik polisi aracı yanaştı. İçinden çıkan uzun boylu, heybetli subay, önce hasarı inceledi, sonra yaşlı adama dönerek, “Baba, iyi misin?” diye sordu. Magandalar bir anda buz kesti. Az önce hakaret ettikleri adam, bölgenin en kıdemli emniyet amirlerinden birinin babasıydı. Üstelik bölgedeki mobese kameraları, yaptıkları tehlikeli sürüşü ve kasıtlı freni saniye saniye kaydetmişti.

Birkaç dakika içinde olay yerine iki ekip arabası daha geldi. Az önce parmak sallayıp para isteyen zorbaların yüzü şimdi kireç gibiydi; “Bilerek yapmadık” diye kekeliyorlardı. Ancak artık çok geçti. Evraklarına el konulurken, yaşlı adam oğluna dönüp sakince, “Ben kurallara uydum, zorbalığa boyun eğmeye de niyetim yoktu,” dedi. Adalet, otoyol kenarında soğuk bir gerçeklik olarak yerini bulurken, magandalar hayatlarının en büyük hatasını yaptıklarını çoktan anlamışlardı.